NurluYuz ListeNur.de - islami siteler listesi

 Peygamberlerin en üstünü

 Mübarek soyu

 DoÄŸumu

 Ä°simleri ve künyeleri

 ÇocukluÄŸu

 GençliÄŸi

 Evlenmesi

 PeygamberliÄŸi

 Mekke devri

 Medîne devri

 Vedâ Haccı

 Vefâtı

 Sevgili Peygamberim(Sesli)

.

.

KURANI KERİM OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

KURANI KERİM MEALİ (DİYANET) OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

KURANI KERİM MEALİ (ELMALILI HAMDİ YAZIR) OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

KURANI KERİM TEFSİRİ(ELMALILI HAMDİ YAZIR) OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

.

Esmâ-Ül Husnâ - Allah'ın Güzel İsimleri

 

 

Esmâ-Ül Husnâ, Allah'ın güzel isimleri demektir.

Bir âyet-i kerîmede:

"En güzel isimler O'nundur (Allah'ındır)" (el-HaÅŸr, 24) buyurulmaktadır.

DiÄŸer bir âyette de; en güzel isimlerin Allah'a ait olduÄŸu belirtildikten sonra, bu isimlerle dua edilmesi tavsiye olunmaktadır (el-A'râf, 180).

Allah'ın isimleri tevkifîdir. Yâni, Allah hakkında ancak âyet ve hadîslerde zikri geçen ve söylenmesine izin verilmiÅŸ olan isimler kullanılabilir. Rastgele isim izafe edilemez.

Esmâ-Ül Husnâ ile ilgili olarak Buhârî ve Müslim'de:

"Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa) Cennete girer" buyurulmuÅŸtur.

Tirmizî, İbn-i Hibban ve Hâkim'in bu konudaki rivâyeti ise, ÅŸöyledir:

"Kim bunları (Esmâ-Ül Husnâ'yı) mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah'ı zikrederse Cennete girer."

Åžâh-ı Nakşıbend Hz.leri bu hadîsle ilgili olarak buyurur ki:

"Bu hadîs-i ÅŸerîfteki Ahsâ kelimesinin bir mânası, saymaktır. DiÄŸer bir mânası ise, bu ism-i ÅŸerîfleri öÄŸrenip bilmektir. Bir mânası da, bu esmâ-ül ÅŸerîfin mûcibince amel etmektir. Meselâ: Rezzâk ismini söylediÄŸi zaman, rızkı için asla endiÅŸe etmemeli. Mütekebbir ismini söyleyince, Allahü Teâlâ'nın azametini ve kibriyâsını düÅŸünmelidir."

Hadîslerde zikri geçen 99 isim ÅŸunlardır:


ALLAH

Bu ism-i ÅŸerif, Cenâb-ı Hakk'ın has ismidir. Bu itibarla diÄŸer isimlerin ifade ettiÄŸi bütün güzel vasıfları ve İlâhî sıfatları içine alır. DiÄŸer isimler ise, yalnız kendi mânalarına delâlet ederler. Bu bakımdan Allah isminin yerini hiçbir isim tutamaz.

Bu isim, Allah'tan baÅŸkasına ne hakikaten ve ne de mecazen verilemez. DiÄŸer isimlerin ise, Allah'tan baÅŸkasına isim olarak verilmesinde bir mahzur yoktur. İnsanlara Kadir, Celâl ismini vermek gibi. Yalnız bu isimlerin başına, insanlara izafe edildiklerinde, "kul" mânâsına gelen "abd" kelimesinin ilâvesi güzeldir. Abdülkadir ismi gibi...

er-RAHMÂN

Ezel'de bütün yaradılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran;

SevdiÄŸini, sevmediÄŸini ayırdetmiyerek bütün mahlûkatını sayısız nimetlere garkeden...

Hayatları için lüzumlu olan bütün rızıkları veren...

er-RAHÎM

Pek ziyade merhamet edici;

VerdiÄŸi nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı...

Rahmân ism-i ÅŸerîfinden Allah Teâlâ'nın ezelde bütün mahlûkatı için hayır ve rahmet irade buyurduÄŸu anlaşılır. Rahîm ism-i ÅŸerîfi ise, mahlûkatı arasında irade sahipleri, hususan mü'minler için rahmet-i İlâhiyyenin tecellisini ifade eder.

el-MELİK

Bütün mahlûkatın hakikî sâhibi ve mutlak hükümdârı...

Allah'ın, ne zâtında ve ne de sıfatında hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur. Bilâkis herÅŸey zâtında, sıfâtında, varlığında ve varlığının devamında O'na muhtaçtır. Bütün kâinatın hakikî sâhibi, mutlak hükümdârıdır.

el-KUDDÛS

Hatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz...

Allah, hissin idrâk ettiÄŸi, hayâlin tasavvur ettiÄŸi, vehmin tahayyül ettiÄŸi, fikrin tasarladığı her vasıftan münezzeh ve müberradır. O hatâdan, gafletten, acizden ve her türlü eksiklikten çok uzak ve pek temiz olandır. Bu bakımdan her türlü takdîse lâyıktır.

İnsan su'-i ihtiyârı karışmadığı müddetçe kâinatta fıtrî olarak bulunan umumî temizlik hakikatı da, Cenâb-ı Hakk'ın KUDDÛS isminin tecellîsidir.

es-SELÂM

Her çeÅŸit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan;

Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran;

Cennet'teki bahtiyar kullarına selâm eden...

Bu ism-i ÅŸerif, Kuddûs ismi ile yakın bir mânâ ifade etmekte ise de Selâm ismi, daha ziyade istikbale aittir. Yani, Cenâb-ı Hakk'ın gerek zâtı, gerek sıfatı ileride en ufak bir tegayyüre, bir deÄŸiÅŸikliÄŸe, bir za'fa uÄŸramaktan münezzehtir. O, ezelde nasılsa ebedde de öyledir.

el-MÜ'MİN

Gönüllerde îman ışığı yakan, uyandıran;

Kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlandıran...

Allah Teâlâ, kalblere îman ve hidâyet bağışlayarak oralardan ÅŸübhe ve tereddüdleri kaldırmıştır.

Kendine sığınanlara aman verip korumuş, emniyetle rahatlandırmıştır.

el-MÜHEYMİN

Gözetici ve koruyucu...

Allah, yarattığı mahlûkatının amellerini, rızıklarını, ecellerini bilip muhafaza eder. Bütün varlığı görüp gözeten, yetiÅŸtirip varacağı noktaya ulaÅŸtıran ancak O'dur. Hiçbir zerre, hiçbir lâhza, Onun bu lûtuf ve âtıfetinden boÅŸ deÄŸildir.

el-AZÎZ

MaÄŸlûb edilmesi mümkün olmayan galib.

Bu ism-i ÅŸerîf, kuvvet ve galebe mânâsına gelen İZZET kökünden gelir. Allah Teâlâ mutlak sûrette kuvvet ve galebe sâhibidir.

İzzet sıfatı, Kur'an'da birçok yerlerde azab âyetleri bahsinde gelmiÅŸtir. Fakat bu ism-i ÅŸerîfin yine birçok defa Hakîm ism-i ÅŸerîfi ile birleÅŸtiÄŸi görülür. Bunun mânası: Allah Teâlâ'nın kudreti galibdir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını te'hir eder, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez, demektir.

el-CEBBÂR

Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan;

Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan...

Bu ism-i ÅŸerif cebir maddesindendir. Cebir, "kırık kemiÄŸi sarıp bitiÅŸtirmek, eksiÄŸi bütünlemek" mânasına geldiÄŸi gibi, "icbar etmek", yani, "zorla iÅŸ gördürmek" mânasına da gelir.

Bu mânaya göre Allah Teâlâ Cebbâr'dır. Yani, kırılanları onarır, eksikleri tamamlar, her türlü periÅŸanlıkları düzeltir, yoluna kor.

Cebbâr'ın ikinci mânasına göre de; Allah Teâlâ kâinatın her noktasında ve her ÅŸey üzerinde dilediÄŸini yaptırmaÄŸa muktedirdir. Hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali yoktur.

el-MÜTEKEBBİR

Her ÅŸeyde ve her hâdisede büyüklüÄŸünü gösteren...

Büyüklük ve ululuk, ancak Allah'a mahsustur, varlığı ile yokluÄŸu Allah'ın bir tek emrine ve iradesine baÄŸlı bulunan kâinattan hiçbir mevcut, bu sıfatı takınamaz.

el-HÂLIK

HerÅŸey'in varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceÄŸi halleri,

hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden...

Bu ism-i ÅŸerîfin mânasında iki husus vardır:

1. Bir şey'in nasıl olacağını tayin ve takdir etmek,

2. O takdire uygun olarak o ÅŸey'i îcad etmek.

el-BÂRİ'

EÅŸyayı ve her ÅŸey'in âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir halde yaratan...

Her ÅŸey'in vücudu mütenasib, yani, âzası, hayat cihazları ve aslî unsurları keyfiyet ve kemmiyet bakımından birbirine münasib olarak yaratıldığı gibi, hizmeti ve faydası da umumî âhenge uygun yaratılmıştır.

el-MUSAVVİR

Tasvîr eden, herÅŸey'e bir ÅŸekil ve hususiyet veren...

Allah Teâlâ herÅŸey'e bir sûret, bir özellik vermiÅŸtir. HerÅŸey'in kendisine göre ÅŸekli, dıştan görünüÅŸü vardır ki, baÅŸkalarına benzemez.

Meselâ: İnsanlar arasında tamamiyle birbirinin aynı iki insan yoktur.

Bundan daha garibi, parmak uçlarındaki çizgilerdir. Bu çizgiler, insanların sayısı kadar deÄŸiÅŸik gidiyor ve hiçbiri ötekine uymuyor. Åžu halde insanın hiç taklit olunamayacak imzası, bastığı parmak izidir.

İşte bunlar, Allah Teâlâ'nın MUSAVVİR isminin tecellîleridir.

el-ÄžAFFÂR

MaÄŸfireti pek bol olan...

Gafr, örtmek ve sıyânet etmek (korumak) mânâsınadır. Allah mü'minlerin günahlarını örter. DilediÄŸi kullarını da günahlardan sıyânet eder, korur. Bu, onlar için en büyük nimetlerden biridir.

el-KAHHÂR

HerÅŸey'e, her istediÄŸini yapacak surette galib ve hâkim...

Kahr, bir ÅŸey'e, onu hor ve hakîr kılacak veya mahv ve helâk edebilecek sûrette galib olmaktır. Allah Teâlâ Kahhâr'dır, her vechile üstün ve daima galibdir. Kuvvet ve kudretiyle her ÅŸey'i içinden ve dışından kuÅŸatmıştır. Hiçbir ÅŸey O'nun bu ihâtasından dışarı çıkamaz. Ona karşı herÅŸey'in boynu büküktür. Kahrına yerler, gökler dayanamaz. Kahr ile nice azıp sapmış ümmetleri ve milletleri mahv ve periÅŸan etmiÅŸtir.

el-VEHHÂB

ÇeÅŸit çeÅŸit nimetleri devamlı bağışlayıp duran...

Vehhâb kelimesi hibe kökünden gelmektedir. Hibe, "herhangi bir karşılık ve menfaat gözetmeden birine bir malı bağışlamak" mânasınadır. Vehhâb ise, "Her zaman, her yerde ve her ÅŸey'i çok çok ve bol bol veren ve karşılık beklemeyen" demektir.

er-REZZÂK

Yaratılmışlara, faydalanacakları ÅŸeyleri ihsân eden...

Rızık, Allah Teâlâ'nın bilhassa yaÅŸayan mahlûkatına faydalanmalarını nasib ettiÄŸi her ÅŸeydir. Rızık yalnız yenilip içilecek ÅŸeylerden ibaret deÄŸildir. Kendisinden faydalanılan herÅŸey'e rızık denir.

Maddî rızık, her türlü yiyecek ve içecek, giyilecek ve kullanılacak eÅŸya, para, mücevher, çoluk-çocuk, vücudun çalışma kudreti, bilgi, mal-mülk, servet v.s. gibi ÅŸeylerdir.

Mânevî rızık ise, ruhun ve kalbin gıdası olan ÅŸeylerdir. BaÅŸta îman olmak üzere insanın mânevî hayatına ait bütün duygular ve o duyguların ihtiyacı olan ÅŸeyler, hep mânevî rızıktır.

el-FETTÂH

Her türlü müÅŸkilleri açan ve kolaylaÅŸtıran...

Fettâh kelimesi, feth'den gelmektedir. Feth ise, "kapalı olan ÅŸey'i açmak" mânasınadır.

Kapalı bir ÅŸey'i açmak:

a. Maddî olur; bir kapıyı, bir kilidi açmak gibi.

b. Mânevî olur; kalbden tasaları, kederleri atıp gönlü açmak gibi.

Bitkilerin çiçek açması, tohum ve çekirdeklerin sünbül vermesi, rızık ve rahmet kapılarının açılması hep Fettâh ism-i ÅŸerifinin tecellîsindendir.

el-ALÎM

Her ÅŸey'i çok iyi bilen...

Allah, her ÅŸey'i tam mânasıyla bilir. Her ÅŸey'in, içini, dışını, inceliÄŸini, açıklığını, önünü, sonunu, baÅŸlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O. OlmuÅŸları bildiÄŸi gibi, olacakları da aynı ÅŸekilde bilir. Onun için, olmuÅŸ - olacak, gizli - açık söz konusu deÄŸildir. Bunlar, insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. İnsanların bilmesi nisbî ve ârızîdir. Allah'ın bilmesi ise, - bütün isim ve sıfatlarında olduÄŸu gibi - zâtî'dir. Onun için O'nun bilmesinde dereceler bulunmaz.

el-KÂBID

Sıkan, daraltan...

el-BÂSIT

Açan, geniÅŸleten...

Bütün varlıklar Allah Teâlâ'nın kudret kabzasındadır. İstediÄŸi kulundan, ihsân ettiÄŸi servet ve sâmânı, evlâd ve iyâli, yahut hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. O adam zenginken fakir olur, yahut evlâd acısına boÄŸulur, yahut iç sıkıntısına, ıstırap ve huzursuzluk içine düÅŸer.

İşte bu haller, Kâbıd isminin tecellileridir.

Allah, istediÄŸi kuluna da yepyeni bir hayat verir, neÅŸ'e verir, rızık bolluÄŸu verir, bu da Bâsıt isminin tecelliyatıdır.

el-HÂFID

Yukarıdan aÅŸağıya indiren, alçaltan...

Allah Teâlâ, istediÄŸi kulunu yukarıdan aÅŸağı atıverir. Åžan ve ÅŸeref sâhibi iken, rezîl ve rüsvây eder ve bu muamelesi çok defa, kendisini tanımıyan, emirlerini dinlemeyen âsiler, baÅŸkalarını beÄŸenmiyen mütekebbirler ve hak, hukuk tanımayan zâlim zorbalar hakkında tecellî eder.

er-RÂFİ'

Yukarı kaldıran, yükselten...

Allah Teâlâ, istediÄŸi kulunu indirdiÄŸi gibi, istediÄŸi kulunu da yükseltir. Åžan ve ÅŸeref verir. Bâzı gönülleri îman ve irfan ışığı ile parlatır, yüksek hakikatlardan haberdâr eder.

Allah'ın yükselttiÄŸi insanlar, çok defa melek huylu, tatlı dilli, insanların ayıplarını, kusurlarını örtüp eksiklerini tamamlayan; onlara malıyla, bedeniyle, bilgisiyle, nasihatiyle yardım eden nâzik, kibar insanlardır. Onlar bu istikametten ayrılmadıkça Allah da bu nimeti kendilerinden almaz.

el-MU'IZZ

İzzet veren, ağırlayan...

el-MÜZİLL

Zillete düÅŸüren, hor ve hakîr eden...

İzzet ve zillet, birbirine zıd mânalardır. İzzet kelimesinde "ÅŸeref ve haysiyet", Zillet kelimesinde ise "alçaklık" mânası vardır.

Bunlar hep Allah Teâlâ'nın, mahlûkatı üzerindeki tasarrufları cümlesindendir.

es-SEMİ'

İyi işiten...

Allah Teâlâ iÅŸitir. Kalblerimizdeki sözleri ve iÅŸitilmek ÅŸânından olan her ÅŸey'i iÅŸitir. Mesafeler, onun iÅŸitmesine perde olamaz. Birini iÅŸitmesi, ötekilerini iÅŸitmesine mâni olmaz. Her hâdiseyi aynı derece açık olarak iÅŸitir.

el-BASÎR

İyi gören...

Allah Teâlâ herkesin gizli açık yaptığını ve yapacağını görüp durmaktadır. Karanlıklar O'nun görmesine mâni olamaz. Karanlık gibi, yakınlık - uzaklık, büyüklük - küçüklük gibi insanların görmelerine engel olan ÅŸeyler de O'nun görmesine mâni olmaz.

el-HAKEM

Hükmeden, hakkı yerine getiren...

Allah Teâlâ Hâkim'dir, her ÅŸey'in hükmünü O verir ve hükmünü eksiksiz icra eder. Hâkimlerin hâkimliÄŸine, hükümdarların hükümdarlığına hüküm veren de ancak O'dur. O'nun hükmü olmadan hiçbir ÅŸey, hiçbir hâdise meydana gelemediÄŸi gibi, O'nun hükmünü bozacak, geri bıraktıracak, infazına mâni olacak hiçbir kuvvet, hiçbir hükûmet, hiçbir makam da yoktur.

el-ADL

Tam adâletli...

Adalet, zulmün zıddıdır. Zulüm kelimesinde; incitme, can yakma mânası vardır. Zulmetmiyerek herkese hakkını vermek ve her ÅŸey'i akıl ve mantığa, hikmet ve maslahata uygun olarak yapmak da adalet demektir.

Allah Teâlâ Âdil'dir. Zâlimleri sevmez. Zâlimlerle düÅŸüp kalkanları ve hattâ sadece uzaktan onlara imrenenleri ve sevenleri de sevmez.

el-LÂTÎF

En ince iÅŸlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince ÅŸeyleri yapan;

İnce ve sezilmez yollardan kullarına çeÅŸitli faydalar ulaÅŸtıran...

Allah Teâlâ Lâtîf'dir. En ince ÅŸeyleri bilir. Çünkü onları yaratan O'dur. Nasıl yapıldığı bilinmiyen, gizli olan en ince ÅŸeyleri yapar.

el-HABÎR

Her ÅŸey'in iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan...

En küçüÄŸünden en büyüÄŸüne kadar bütün eÅŸya ve hâdiselerden Allah haberdardır. Onun haberi olmadan hiçbir hâdise cereyan etmez.

el-HALÎM

Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuÅŸak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmaÄŸa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiÄŸi halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir.

Allah Teâlâ Halîm'dir. Her günah iÅŸleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına piÅŸman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır.

el-AZÎM

Bütün büyüklüklerin sâhibi...

Azamet, büyüklük mânasınadır. Hakikî büyüklük Allah'a mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve ekmel büyüklük, ancak O'nundur ve herÅŸey O'nun büyüklüÄŸüne ÅŸâhiddir. Bu sıfatta da Allah'a herhangi bir denk bulunması muhaldir.

el-ÄžAFÛR

MaÄŸfireti çok...

Allah Teâlâ'nın maÄŸfireti çoktur. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter, meydana çıkarıp da sâhibini rezîl etmez.

Kusurları insanların gözünden gizlediÄŸi gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. İnsanların görmediÄŸi bâzı ÅŸeyleri melekût âlemi sâkinleri görürler. Gafûr ism-i ÅŸerîfi, kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder.

eÅŸ-ÅžEKÛR

Kendi rızâsı için yapılan iyi iÅŸleri, daha ziyadesiyle karşılayan...

Åžükür, iyiliÄŸi, iyilikle karşılamak demektir. Åžükür, Allah Teâlâ'ya karşı kulun yapması gereken bir vazifesidir.

Åžekûr ise, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden demektir. Bu mânaya Allah'dan baÅŸka hakikî sâhip yoktur.

el-ALİYY

Her hususta, herÅŸeyden yüce olan...

Allah Teâlâ yücedir, yüksektir.

YüksekliÄŸin hakikî mânası ÅŸudur:

1. Allah'tan daha üstün bir varlık düÅŸünülmesi imkânsızdır.

2. Bir benzeri veya ortağı veya yardımcısı yoktur.

3. Åžânına yaraÅŸmayan her ÅŸeyden uzaktır.

4. Kudrette, bilgide, hükümde, iradede ve diÄŸer bütün kemâl sıfatlarında üstündür. Åžu halde Aliyy, her ÅŸey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan Zât demektir.

el-KEBÎR

Büyüklükte kendisinden daha büyüÄŸü düÅŸünülemeyen...

Allah Teâlâ kibriyâ sâhibidir. Kibriyâ, zâtın kemâli demektir. Her bakımdan büyük, varlığının kemâline hudut yoktur. Bütün büyüklükler O'na mahsustur.

el-HAFÎZ

Yapılan iÅŸleri bütün tafsilâtıyla tutan, her ÅŸey'i belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklıyan...

Hıfz, korumak, demektir. Bu koruma iki şekilde olur.

Birincisi, varlıkların devamını sağlamak, muhafaza etmektir.

İkincisi, birbirlerine zıd olan ÅŸeylerin, yekdiÄŸerlerine saldırmasını önlemek, birbirlerinin ÅŸerrinden onları korumaktır.

Allah her mahlûkuna, kendine zararlı olan ÅŸeyleri bilecek bir his ilham buyurmuÅŸtur. Bu Hafîz ism-i ÅŸerîfinin tecelliyatındandır. Bir hayvan kimyevî tahlil raporuna muhtaç olmadan kendine zararlı otları bilir ve onları yemez. Kulların amellerinin yazılması, zâyi olmaktan korunması da Hafîz isminin iktizasıdır. Bu bakımdan âhirette yeniden dirilme ve yaptıklarından hesaba çekilme ile Hafîz isminin yakından alâkası vardır.

el-MUKÎT

Her yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen...

Bu mânaya göre Mukît, Rezzak mânasınadır. Yalnız Mukît, Rezzâk'tan daha hususîdir. Rezzak, azık olanı da olmayanı da içine alır.

el-HASÎB

Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatiyle hesabını iyi bilen;

Her ÅŸey'e ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen...

Allah Teâlâ, neticesi hesapla bilinecek ne kadar miktar ve kemmiyet varsa hepsinin neticelerini hiçbir ameliyeye (iÅŸleme) muhtaç olmadan doÄŸrudan doÄŸruya ve apaçık bilir.

Allah Teâlâ, herkese her ihtiyacı için kâfidir. Bu kifâyet, O'nun varlığının devam ve kemâlini gösterir.

el-CELÎL

Celâdet, ululuk ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf...

Celâdet ve ululuk, Allah'a mahsustur. Onun zâtı da büyük, sıfatları da büyüktür. Fakat bu büyüklük, cisimlerdeki gibi hacim veya yaÅŸlılık itibarı ile deÄŸildir. Zamanla ölçülmez, mekânlara sığmaz.

el-KERÎM

Keremi, lütuf ve ihsânı bol...

Allah vaad ettiÄŸi zaman sözünü yerine getirir, verdiÄŸi zaman son derece bol verir, muktedirken afveder.

er-RAKÎB

Bütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün iÅŸler murakabesi altında bulunan...

Bir ÅŸey'i koruyan ve devamlı kontrol altında bulundurana rakîb derler; bu da bilgi ve muhafaza ile olur.

Allah Teâlâ, bütün varlıkları her lâhza gözetip duran bir ÅŸâhid, bir nâzırdır. Hiçbir ÅŸey'i kaçırmaz. Her birini görür ve herkesin yaptığına göre karşılığını verir.

el-MÜCÎB

Kendine dua edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevabsız bırakmayan...

Burada bir hususu iyi bilmek gerekir: Cevab vermek ayrıdır, kabûl etmek ayrıdır. Âyet-i kerîmede, Allah tarafından her duaya cevab verileceÄŸi va'dedilmiÅŸtir. Fakat kabûl edileceÄŸi va'dedilmemiÅŸtir. Zira kabûl edip etmemek Cenâb-ı Hakk'ın hikmetine baÄŸlıdır. Hikmeti iktiza ederse istenenin aynını, aynı zamanda kabûl eder. Dilerse istenenin daha iyisini verir. Dilerse o duâyı âhiret için kabûl eder, dünyada neticesi görülmez. Dilerse de kulun menfaatine uygun olmadığı için hiç kabûl etmez.

el-VÂSİ'

GeniÅŸ ve müsaadekâr...

Allah'ın ilmi, rahmeti, kudreti, afv ve maÄŸfireti geniÅŸtir ve her ÅŸey'i kaplamıştır. Allah'ın ilminden hiçbir ÅŸey gizlenemez, ikram ve ihsanına bir nihayet yoktur.

el-HAKÎM

Bütün iÅŸleri hikmetli...

Allah Hakîm'dir. Faydasız, boÅŸ ve tesadüfî bir iÅŸi yoktur. Her emir ve filinin her yönüyle sonsuz fayda ve maslahatları vardır. Her yarattığı mahlûk, her yaptığı iÅŸ bütün kâinat nizamı ile alâkalıdır. Kâinatın umumî nizamı ile tenâkuz teÅŸkil eden hiçbir hâdise, bir mahlûk, bir iÅŸ yoktur.

el-VEDÛD

İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluÄŸu kazanılmaya biricik lâyık olan...

Vedûd'un iki mânası vardır: 1. Seven, 2. Sevilen.

Allah Teâlâ, kullarını çok sever, onları lütuf ve ihsanına garkeder. Sevilmeye lâyık ve müstehak olan da ancak O'dur.

el-MECÎD

Zâtı ÅŸerefli, ef'âli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan...

Bu ism-i ÅŸerîfin mânasında iki mühim unsur vardır:

Biri: Azamet ve kudretinden dolayı yaklaşılamaz olmak.

İkincisi: Yüksek huylarından, güzel iÅŸlerinden dolayı övülüp sevilmek...

el-B倡S

Ölüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran...

Allah Teâlâ insanları, onlar ölüp toprak olduktan sonra âhiret günü dirilterek kabirlerinden kaldıracak ve ruhları ile cesedleri birlikte olarak hesaplarını görecek, sonra da yine ruh ve cesedleri birlikte olarak mükâfat veya cezalarını verecektir.

eÅŸ-ÅžEHÎD

Her zamanda hâdiselerin dış yüzünü bilen ve her yerde hâzır ve nâzır olan...

Allah, mutlak surette herÅŸey'i bilmesi bakımından Alîm'dir. Hâdiselerin esrarını, iç yüzünü bilmesi yönünden Habîr'dir. Dış yüzünü bilmesi yönünden de Åžehîd'dir.

el-HAKK

Varlığı hiç deÄŸiÅŸmeden duran...

Hakk, varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir. Yani, varlığı daima sâbittir. Allah Teâlâ'nın zâtı, yokluÄŸu kabûl etmediÄŸi gibi, herhangi bir deÄŸiÅŸikliÄŸi de kabûl etmez. Hakikaten vâr olan yalnız Allah'tır.

el-VEKÎL

Usûlüne uygun ÅŸekilde, kendisine tevdi edilen iÅŸleri en güzel ÅŸekilde neticelendiren...

Kendisine iÅŸ ısmarlanan zâta vekîl denir. Allah Teâlâ en güzel ve en mükemmel vekîl'dir. İşlerin hepsini tedvîr, tedbîr ve idare eden O'dur. Fakat kendisi hiçbir iÅŸinde vekîle muhtaç deÄŸildir. Allah Teâlâ, kendisine tevekkül edenlerin iÅŸlerini en iyi neticeye ulaÅŸtırır.

el-KAVİYY

Çok kuvvetli...

el-METÎN

Çok saÄŸlam...

Kuvvet, tam bir kudrete delâlet eder. Metânet ise, kuvvetin ÅŸiddetini ifade eder.

Allah'ın kuvveti de öteki sıfat ve isimleri gibi nâ-mütenâhîdir, tükenmez, gevÅŸemez, hudut içine sığmaz, ölçüye gelmez. Allah'ın kudreti bahsinde zorluk - kolaylık söz konusu deÄŸildir. Bir yaprağı yaratmakla kâinatı yaratmak birdir.

Allah Teâlâ tam bir kuvvet sahibi olmak bakımından, Kaviyy, gücünün çok ÅŸiddetli olması bakımından Metîn'dir.

el-VELİYY

İyi kullarına dost olan, yardım eden...

Allah, sevdiÄŸi kullarının dostudur. Onlara yardım eder. Sıkıntılarını, darlıklarını kaldırır, ferahlık verir. İyi iÅŸlere muvaffak kılar. Her çeÅŸit karanlıklardan kurtarır, nurlara çıkarır. Artık onlara korku ve hüzün yoktur. Herkesin korktuÄŸu zaman, onlar korkmazlar.

el-HAMÎD

Ancak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen...

Hamd; ihsan sâhibi büyüÄŸü övmek, tâzim fikri ve teÅŸekkür kasdiyle

medh ü senâ etmektir.

Her mevcûd, hâl diliyle olsun, kâl diliyle olsun, Allah Teâlâ'yı tesbih ve takdîs etmektedir. Bütün hamd ü senâlar O'na mahsustur. Hamd ve ÅŸükürle kendisine tâzim ve ibâdet olunacak veliyy-i nimet ancak O'dur.

el-MUHSÎ

Herşey'in sayısını bir bir bilen...

İlmi herÅŸey'i ihâta eden ve herÅŸey'in miktarını bilip eksiksiz tastamam sayabilen Allah'dır.

Allah Teâlâ, herÅŸey'i olduÄŸu gibi görür ve bilir, yani, bütün mevcûdatı toptan bir yığın hâlinde birbirinden seçilmez karışık bir ÅŸekilde deÄŸil; cinslerini, nev'ilerini, sınıflarını, ferdlerini, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir.

el-MÜBDİ'

Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baÅŸtan yaratan...

Mübdi, bir mânada îcad demektir. Muîd ism-i ÅŸerîfi de îcad mânasına gelir. İcadın bir benzeri daha evvel yaratılmış, meydana getirilmiÅŸ ise, iâde; deÄŸilse, yani, benzeri, maddesi olmayan yeni bir ÅŸey ise ibdâ denir.

el-MUÎD

Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan...

HerÅŸey mukadder olan ömrünü tamamlayıp öldükten sonra, Allah'tan baÅŸka kimse kalmaz, fakat varken yok olan bu insanları âhiret günü Allah Teâlâ diriltip yeniden hayatlandırır, yeniden yaratır. Sonra da dünya hayatlarında yaptıkları iÅŸlerden hesaba çeker.

el-MUHYÎ

Hayat veren, can bağışlayan, sağlık veren...

Allah Teâlâ, cansız maddelere hayat ve can verir.

Her gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. Bütün bunlar, Allah'ın emr ü fermaniyle, yaratmasıyle ve müsaadesiyle olmaktadır. Allah yoÄŸu var edip hayat verdiÄŸi gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir. Buna ihyâ, yani, diriltme denir. Hayatı hiç yoktan veren zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır.

el-MÜMÎT

Canlı bir mahlûkun ölümünü yaratan...

Allah, yarattığı her canlıya muayyen bir ömür takdîr etmiÅŸtir. Canlı varlıklar için ölüm mukadder ve muhakkaktır. Hayatı yaratan Allah olduÄŸu gibi, ölümü yaratan da yine O'dur.

Ancak bu ölüm, yok oluÅŸ, hiçliÄŸe gidiÅŸ deÄŸil, bil'akis fâni hayattan bâkî hayat geçiÅŸtir.

el-HAYY

Diri; her ÅŸey'i bilen ve her ÅŸey'e gücü yeten...

Hayy, diri demektir, bunun zıddına meyyit denir ki, ölü mânasına gelir.

Allah Teâlâ ölmez, daima hâzır ve nâzırdır. YaÅŸayan mahlûkatın hayatını veren de O'dur. O olmasaydı hayattan eser olmazdı. O daima fenâdan, zevalden, hatâdan münezzehtir. Her an Alîm, her an Habîr, her an Kadîr'dir.

el-KAYYÛM

Gökleri, yeri, her ÅŸey'i ayakta tutan...

Kayyûm, kâim'in mübalâÄŸasıdır. "Her ÅŸey üzerinde kâim" demektir. Bunun mânası "Bir ÅŸey'in kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye baÄŸlı ise, onu veren" demektir.

Allah Teâlâ, her ÅŸey'in mukadder olan vaktine kadar durması için sebeblerini ihsân etmiÅŸtir. Onun için herÅŸey Hak ile kâimdir.

el-VÂCİD

Hiçbir ÅŸey'e ihtiyacı olmayan; istediÄŸini, istediÄŸi vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan ÅŸeylerin hiç birinden mahrum olmayan...

Ulûhiyet sıfatları ve bunların kemâli hususunda kendisine gerekli olan herbir ÅŸey, ÅŸânı yüce olan Allah'ın zâtında mevcuddur.

el-MÂCİD

Kadr ü ÅŸânı büyük, kerem ve semâhati bol...

Allah Teâlâ'nın kendisiyle âÅŸinalığı olan kullarına kerem ve semâhati ifadeye sığmaz, ölçüye gelmez. Meselâ: Onları temiz ahlâk sâhibi olmaya, iyi iÅŸler yapmaya muvaffak kılar da, sonra yaptıkları o güzel iÅŸleri, hâiz oldukları seçkin vasıfları sebebiyle onları över, sitayiÅŸlerde bulunur. Kusurlarını afveder, kötülüklerini mahveder.

el-VÂHİD

Tek...

Zâtında, sıfatlarında, iÅŸlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla

ÅŸerîki (ortağı) veya nazîri (benzeri) ve dengi bulunmayan...

es-SAMED

Hâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci', ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan...

Allah Teâlâ, her dileÄŸin biricik merciidir. Yerde, gökte bütün hâcet sâhipleri yüzlerini O'na döndürmekte, gönüllerini O'na baÄŸlamakta, el açarak yalvarmalarını O'na arzetmektedirler. Buna lâyık olan da yalnız O'dur.

el-KÂDİR

İstediÄŸini, istediÄŸi gibi yapmaÄŸa gücü yeten...

Allah Teâlâ, kudretine bir ayna olmak üzere kâinatı yaratmıştır. Gök boÅŸluÄŸunun ölçülmesi mümkün olmayan geniÅŸliÄŸi içinde, akıllara hayret ve dehÅŸet verecek derecede birbirlerine uzak mesafelerde milyarlarca güneÅŸleri yandırmak... Fezalarda, sayısı belirsiz âlemleri birbirine çarpmadan koÅŸturmak... Bir damla suyun içinde, birbirine temas etmeden hesapsız hayvanatı yüzdürmek Kâdir isminin tecelliyatındandır.

el-MUKTEDİR

Kuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediÄŸi gibi tasarruf eden...

Allah Teâlâ her ÅŸey'e karşı mutlak ve ekmel surette Kâdirdir. Her ÅŸey'e kâdir olduÄŸu içindir ki, dilediÄŸi ÅŸey'i yaratır ve isterse onda dilediÄŸi kadar kuvvet ve kudret de yaratır.

el-MUKADDİM

İstediÄŸini ileri geçiren, öne alan...

Allah Teâlâ bütün mahlûkatı yaratmıştır. Fakat, ancak seçtiklerini ileri almıştır. İnsanların bâzısını dince, dünyaca bâzısı üzerine derece derece yükseltmiÅŸtir. Fakat bu yükseltme ve seçme, kulların kendi amelleri ile ona lâyık olmaları neticesinde olmuÅŸtur.

el-MUAHHİR

İstediğini geri koyan, arkaya bırakan...

Allah Teâlâ istediÄŸini ileri, istediÄŸini geri aldığı gibi, bâzan da kullarının teÅŸebbüslerini, onların bekledikleri zamanda semerelendirmez, maksadlarını arkaya bırakır. Bunda birçok hikmetleri vardır. Bu hikmetleri araÅŸtırmalı, sezmeÄŸe çalışmalıdır.

el-EVVELİ

Her varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan...

Allah Teâlâ bütün varlıklar üzerine mukaddem olup kendi varlığının evveli yoktur. Kendisi için asla baÅŸlangıç tasavvur olunamaz. Onun için Ona EVVEL demek, "ikincisi var" demek deÄŸildir. "Sâbık'ı, yani, kendisinden evvel bir varlık sâhibi yok" demektir.

el-ÂHİR

Sonu olmayan...

HerÅŸey biter, helâk ve fenaya gider, ancak O kalır. Varlığının sonu yoktur. Evveliyetine bidayet olmadığı gibi, âhiriyetine nihayet yoktur. Onun için Ona "Âhir" demek, "Bir sâbık'ı yani, kendisinden evvel bir varlık sâhibi var" demek deÄŸildir. "Bir lâhıkı yok" demektir.

ez-ZÂHİR

ÂÅŸikâr olan, kat'î delillerle bilinen...

Allah Teâlâ'nın varlığı herÅŸeyden âÅŸikârdır. Gözümüzün gördüÄŸü her manzara, kulağımızın iÅŸittiÄŸi her naÄŸme, elimizin tuttuÄŸu, dilimizin tattığı her ÅŸey, fikirlerimizin üzerine çalıştığı her mâna, hâsılı, gerek içimizde, gerek dışımızda ÅŸimdiye kadar anlayıp sezebildiÄŸimiz her ÅŸey O'nun varlığına, birliÄŸine, kemal sıfatlarına ÅŸâhiddir.

el-BÂTIN

Gizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen...

Allah Teâlâ'nın varlığı hem âÅŸikardır, hem gizlidir.

ÂÅŸikârdır, çünkü varlığını bildiren delil ve niÅŸanları gözsüzler bile görmüÅŸ ve bu hakikatler hakikatı yüce varlığa, eÅŸyanın umumî ÅŸehadetini sağırlar bile iÅŸitmiÅŸtir.

Gizlidir. Çünkü biz Onu künhüyle bilemeyiz. Amma varlığını kat'î surette biliriz.

el-VÂLÎ

Mahlûkatın iÅŸlerini yoluna koyan;

Bu muazzam kâinatı ve her an biten hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden...

Allah Teâlâ bütün varlığı idare eden, biricik ve en büyük vâlidir. DiÄŸer vâliler ve hükümdarların idaresi, O'nun izni ve müsaadesi iledir. Ve onların velâyet ve idaresi, son derece nâkıstır.

Allah'ın velâyet ve tedbiri ise sınırsız, gerçek ve hakikîdir. Her ÅŸey emri ve iradesi altındadır. HerÅŸey'i bilir. Ondan habersiz mülkünde hiçbir

ÅŸey cereyan etmez. Âdile mükâfatını, zâlime cezasını eksiksiz verir... Sebebler, O'nun icraat ve idaresinde yardımcı deÄŸil, sadece izzet ve haÅŸmetini gösteren birer perdedirler. Hakikî te'sir, O'nun kudretindendir.

el-MÜTEÂLÎ

Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüÄŸü her ÅŸeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh...

Meselâ, bir zengin hakkında, "Bu adam yarın fakir düÅŸebilir", denebilir ve adam da zenginken fakir olabilir. Fakat Allah Teâlâ hakkında, bu gibi ihtimallerin düÅŸünülmesi mümkün deÄŸildir. O, her türlü noksanlık, eksiklik, zaaf, âcizlik, hatâ ve kusurdan münezzehtir. İsteyenler çoÄŸaldıkça ihsanı artar, herkese hikmet ve iradesine göre verir. Verdikçe hazîneleri tükenmez...

el-BERR

Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahÅŸiÅŸi çok olan...

Allah Teâlâ kulları için daima kolaylık ve rahatlık ister, zorluk istemez, zorluk çıkaranları da sevmez. Yapılan kötülükleri bağışlar, örter. Bir iyiliÄŸe en az 10 mükâfat verir. Kul gönlünden iyi bir ÅŸey geçirmiÅŸse, onu yapmamış olsa bile, yapmış gibi kabûl edip mükâfat verir. Aksine kötülükleri ise yapmadıkça cezalandırmaz.

et-TEVVÂB

Tevbeleri kabûl edip, günahları bağışlayan...

Bu ism-i ÅŸerîf, tevbe'nin mübalâÄŸa sîgasıdır. Tevbenin asıl mânâsı dönmektir. Kulun isyan yolundan dönmesi demektir.

el-MÜNTEKIM

Suçluları, adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran...

Allah Teâlâ'nın intikamı vardır. Âsîlerin belini kıran, cânilerin hakkından gelen, taÅŸkınlık yapan azgınlara hadlerini bildiren ÅŸübhesiz ki O'dur.

el-AFÜVV

Afvı çok...

Allah Teâlâ, günahları silen, onları hiç yokmuÅŸ gibi kabûl edendir.

Bu mânaya göre bu isim, Gafûr ismine yakındır. Ancak arada ÅŸu fark vardır: Gufran: Günahları örtüvermek demektir. Afv ise, günahları kökünden kazımaktır. Günahları kökünden kazımak, o ÅŸey'i örtmekten daha iyidir.

er-RAÛF

Çok re'fet ve ÅŸefkat sâhibi...

Mahlûkat içinde bilhassa insanlar için, Allah'ın inâyeti, kerem ve re'feti hiçbir ölçüye ve ifadeye sığmayacak kadar geniÅŸ ve büyüktür.

MÂLİKÜ'L-MÜLK

Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır. Mülkünde dilediÄŸi gibi tasarruf eder. Hiçbir kimsenin O'nun bu tasarrufuna itiraz ve tenkide hakkı yoktur... DilediÄŸine verir, dilediÄŸinden alır. Mülkünde hiçbir ortaÄŸa ve yardımcıya ihtiyacı yoktur.

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRÂM

Hem büyüklük sâhibi, hem fazl-ı kerem...

Celâl; büyüklük, ululuk mânasınadır. Büyüklük alâmeti olan ne kadar kemâlât varsa hepsi Allah'a mahsustur. Mahlûkattaki kemâlât, O'nun kemâlinin zayıf bir gölgesi ve iÅŸaretidir.

Allah Teâlâ aynı zamanda büyük bir fazl-ı kerem sâhibidir de... Mahlûkat üzerine akıp taÅŸmakta olan sayıya gelmez, sınır kabûl etmez nimetler hep O'nun ihsanı ve ikrâmıdır. O nimetlerin zerresinde olsun hiç kimsenin hakkı yoktur.

el-MUKSİT

Bütün iÅŸlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan.

Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran.

Allah Teâlâ en üstün bir adalet ve merhametin sâhibidir. Her iÅŸi birbirine denk ve lâyıktır. Zerre kadar da olsa haksızlığı tervic etmez. Kullarına muamelesi merhamet ve adalet üzeredir. Yapılmış olan hiçbir iyiliÄŸin zerresini bile karşılıksız bırakmaz. İnsanların birbirlerine karşı iÅŸledikleri haksızlıkları da düzelterek hakkı yerine getirir.

el-CÂMİ'

İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan.

Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan...

Cem, dağınık ÅŸeyleri bir araya toplama demektir. Allah Teâlâ, vücudlarımızın çürüyerek suya, havaya, topraÄŸa dağılmış zerrelerini tekrar birleÅŸtirecek, bedenlerimizi yeni baÅŸtan inÅŸa edecektir.

Allah Teâlâ birbirine benzeyen ÅŸeyleri bir araya getirip topladığı gibi, birbirinden ayrı varlıkları da bir araya getirmektedir. Onların iç içe birlikte yaÅŸamalarını te'min etmektedir. Sıcaklık ile soÄŸukluk, kuruluk ile

nemlilik gibi birbirine zıd unsurları bir arada tutması da yine Allah'ın Câmi' isminin tecellisindendir.

el-GANİYY

Çok zengin ve her ÅŸeyden müstaÄŸnî...

Ganiy, hiçbir ÅŸey'e ihtiyacı olmayan, herÅŸey yanında mevcud bulunduÄŸu için hiçbir ÅŸekilde baÅŸkasına müracaat mecburiyetinde kalmayan zât demektir.

el-MUÄžNÎ

İstediğini zengin eden...

Allah Teâlâ dilediÄŸini zengin eder, ömür boyunca zengin olarak yaÅŸatır. DilediÄŸini de ömür boyunca fakirlik içinde bırakır.

Bâzı kullarını zenginken fakir, bazılarını da fakirken zengin yapar.

"Kıyamet günü fakirlik ve zenginlik tartılmayacak; fakirliÄŸe ne ölçüde sabredildiÄŸi, zenginliÄŸe de ne ölçüde ÅŸükredilmiÅŸ olduÄŸu hesab edilecek.

Mesele, çok fakir veya çok zengin olmak deÄŸil, çok sabretmek veya çok ÅŸükretmektir."

Yahya bin Muaz

el-MÂNİ'

Bir ÅŸey'in meydana gelmesine müsâade etmeyen...

İyiden ve kötüden pek çok arzularımız vardır ki biri bitmeden biri ortaya çıkar. YaÅŸadığımız müddetçe bunlar ne biter, ne de tükenir... Biz de bu arzularımızı elde etmek için çalışır dururuz. Her arzumuz bir takım sebeblere, sebebler de Mâni' ve Mu'tî olan Allah'ın emrine baÄŸlıdır. Allah Teâlâ isteyenlerin isteklerini, dilerse verir; o zaman isteyenin tuttuÄŸu sebebler çabucak meydana gelir. Mu'tî ism-i ÅŸerîfinin mânası budur. Allah Teâlâ bâzı isteklere de müsaade etmez. O zaman isteyenin yapıştığı sebebler kısır kalır, ne kadar çabalanırsa çabalansın netice vermez. Bu da Mâni' ism-i ÅŸerîfinin tecellîsidir.

Kullarının başına gelecek felâket ve musibetleri önlemek, geri çevirmek de yine Mâni' ism-i ÅŸerîfinin tecelliyatındandır.

ed-DÂRR

Elem ve zarar verici ÅŸeyleri yaratan...

en-NÂFİ'

Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan...

Menfaatları ve mazarratları, hayır ve ÅŸerleri yaratan Allah Teâlâ'dır. İnsana menfaat ve zararlar belli bâzı sebebler altında geliyorsa da, o sebebler o menfaat ve zararların sâhibi ve müessiri deÄŸil, birer perdesidir. Gerçekte zararın da faydanın da, hayrın da ÅŸerrin de yaratıcısı Allah'tır.

en-NÛR

Âlemleri nurlandıran; istediÄŸi sîmalara, zihinlere ve gönüllere *ûr yaÄŸdıran...

Bütün eÅŸyayı aydınlatan *ûr, ÅŸübhesiz ki, Allah'ın zâtının *ûrundandır. Çünkü göklerin ve yerin *ûru O'dur.

Nasıl ki, güneÅŸin aydınlattığı her zerre, güneÅŸin varlığına bir delildir, kâinatın her zerresinde görünen aydınlık da, o aydınlığı yaratan varlığın mevcud olmasına bir delil teÅŸkil etmektedir.

el-HÂDÎ

Hidayeti yaratan.

İstediÄŸi kulunu hayırlı ve kârlı yollara muvaffak kılan, muradına erdiren.

Her yarattığına, neye ihtiyacı varsa, ne yapması gerekiyorsa onu öÄŸreten...

Hidâyet; Allah Teâlâ'nın lütuf ve keremiyle kullarına, sonu hayır ve saadet olacak isteklerin yollarını göstermesi veya o yola götürüp muradına erdirmesi demektir. Sadece hayır yolunu ve sebeblerini göstermeÄŸe irÅŸâd; neticeye erinceye kadar o yolda yürütmeye de tevfîk denir.

Hidâyetin karşılığı dalâlettir. Dalâlet, doÄŸru yoldan bile bile veya iÄŸfale kapılarak sapmak demektir. Hidâyetin neticesi îman, dalâletin neticesi îmansızlık ve küfürdür...

el-BEDÎ'

Örneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden...

Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiÅŸ olan...

Bedî', mübdî mânasınadır. Mübdî, ibdâ eden, yani örneÄŸi bulunmayan bir ÅŸey'i îcad eden demektir.

Allah herhangi bir kuluna peygamberlik veya velîlik vererek üstün kılmışsa, bu üstünlükle o kul, kendi zamanındaki sair insanlara nisbetle bedî' olmuÅŸtur. Bâzı âlimlere verilen Bediüzzaman lâkabı gibi. Bu tâbir, zamanının eÅŸsiz, misilsiz âlimi mânasına gelmektedir.

el-BÂKÎ

Varlığının sonu olmayan...

Bu ism-i ÅŸerîf "varlığın devamını" bildiren bir kelimedir. Varlığın devamı, önü ve sonu olmamakladır. Önü olmamak mülâhazasıyla Allah Teâlâ'ya Kadîm, sonu olmamak mülahazasıyla Bâkî denir. Bu mânalara yakın Ezelî ve Ebedî ism-i ÅŸerifleri de vardır.

Allah Teâlâ'nın varlığı, devam bakımından zaman mefhumu içine girmez. Çünkü, zaman denilen ÅŸey, kâinatın yaratılmış olduÄŸu andan itibaren sonsuzluÄŸa doÄŸru akışının derecelerini gösteren bir mefhumdur. Åžu halde, zaman yaratılmışlar baÅŸlamıştır ve onlarla bitecektir. Kâinat yokken zaman da yoktu, fakat Allah Teâlâ vardı. Kâinat biter, zaman da biter, fakat Allah BÂKÎdir.

el-VÂRİS

Servetlerin geçici sâhipleri elleri boÅŸ olarak yokluÄŸa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi...

Allah Teâlâ mülkün gerçek sâhibi olduÄŸu gibi, gerçek vârisidir de. İnsanların mülk sâhibi olmaları geçici olduÄŸu gibi, varislikleri de geçici ve muvakkattır. Mülkün gerçek vârisi, mülk sâhibi Allah'tır. Kıyâmet hengâmında bütün canlılar ölecek, bütün mülk tamamıyla O'na kalacaktır.

er-REÅžÎD

Bütün iÅŸleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaÅŸtıran;

Her ÅŸey'i yerli yerine koyan, en doÄŸru ÅŸekilde nizama sokan...

ReÅŸîd isminde iki mâna vardır:

1. DoÄŸru ve selâmet yolu gösteren. Bu mânada Hâdî ismiyle eÅŸ mânaya gelir.

2. Hiçbir iÅŸi boÅŸ ve faydasız olmayan, hiçbir tedbîrinde yanılmayan, hiçbir takdîrinde hikmetsizlik bulunmayan zât mânasındadır.

es-SABÛR

Allah, bir iÅŸi, vakti gelmeden yapmak için acele etmez. Yapacağı iÅŸlere muayyen bir zaman koyar ve onları koyduÄŸu kanunlara göre - zamanı gelince - icra eder. Önceden çizdiÄŸi zamandan, - bir tenbelin yaptığı gibi, - geciktirmez. Ve kezâ - bir acelecinin yaptığı gibi - zamanı gelmeden yapmaÄŸa kalkmaz. Bil'akis her ÅŸey'i, hangi zamanda yapılmasını takdîr buyurmuÅŸ ise, o zaman yapar.

Allah'ın diğer isimleri:

Allah'ın isimleri 99 taneden ibaret deÄŸildir. Âyet ve hadîslerde bu 99 isimlerden ayrı olarak Allah'a baÅŸka isimler de izâfe edilmiÅŸtir.

Allah'a izâfe edilen diÄŸer bâzı isimler ÅŸunlardır:

el-Vâhid'in yerine el-Ehad, el-Kahhâr'ın yerine el-Kâhir, eÅŸ-Åžekûr'un yerine eÅŸ-Åžâkir; el-Kâfi, ed-Dâim, el-Münevver, es-Sıddık, el-Muhît, el-Karîb, el-Vitr, el-Fâtır, el-Allâm, el-Ekrem, el-Müdebbir, er-Refî', Zittavl, Zülmeâric, Zülfadl, el-Hallâk, el-Mevlâ, en-Nasîr, el-Gâlib, el-Hannân, el-Mennân...

Kur'ân-ı Kerîm'de Allah ism-i ÅŸerîfi 2800 defa zikredilmiÅŸtir. Allah isminden sonra Kur'an'da en çok zikri geçen isim, Rab ismidir. 960 yerde zikredilmektedir.

Rab isminden sonra, Kur'an'da en çok yer alan isimler ise; Rahmân, Rahîm ve Mâlik isimleridir. Fâtiha sûresinde "Allah" isminden sonra sıra ile zikredilen bu dört ism-i ÅŸerîfe, Cenâb-ı Hakk'ın Rubûbiyet Sıfatları adı da verilmektedir.

Terbiye etmek, büyütmek, yetiÅŸtirmek mânalarını ihtiva eden Rab kelimesinin asıl mânası: "Bir ÅŸey'i derece derece yükselterek, gayesi olan en mükemmele eriÅŸinceye kadar kollayan" demektir.

İsm-i A'zam Nedir?

Allah Teâlâ'nın Kur'an ve hadîs-i ÅŸerîflerde zikredilen isimlerinin en büyüÄŸüdür.

İsm-i A'zam'ı, Allah, isimleri içinde gizlemiÅŸtir. Bunun da hik-

meti, kullarının bütün Esmâ-Ül Husnâ'ya raÄŸbetini saÄŸlamak, kendisine bütün isimleriyle dua edilmesini te'min etmektir. İsm-i A'zam belli olsaydı, insanlar yalnızca o isimle dua ederler, diÄŸer isimleri terkederlerdi. Çünkü İsm-i A'zam'ın Allah katında büyük bir deÄŸeri vardır. Bu isimle yapılan duaların mutlaka kabûl edildiÄŸi rivayet olunmuÅŸtur.

İsm-i A'zam'ın Esmâ-Ül Husnâ'dan hangi isim olduÄŸu hakkında, İslâm âlimleri ayrı ayrı kanâatler ileri sürmüÅŸlerdir. Büyük ekseriyetin kanâatı, İsm-i A'zam'ın, lâfza-i Celâl yani Allah ismi olduÄŸudur. Hz. Ali Efendimize göre İsm-i A'zam tek isim deÄŸildir. Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs'tan ibaret 6 isimdir.

İmam-ı A'zam'a göre, İsm-i A'zam, Hakem ve Adl olmak üzere iki isimdir. Gavs-ı A'zam'ın İsm-i A'zam'ı, Hayy ismidir. İmam-ı Rabbânî'ye göre de İsm-i A'zam, Kayyûm'dur.

GörüldüÄŸü gibi İslâm büyükleri, İsm-i A'zam'ı farklı isimlerde bulmuÅŸtur. Belki de herbirinin hususi âlemine tecellî eden İsm-i a'zam deÄŸiÅŸik olmuÅŸtur.

Esmâ-Ül Husnâ içinde bir İsm-i A'zam olduÄŸu gibi, her isim için de a'zamî bir mertebe vardır. Bâzan bir ismin a'zamî mertebesi, İsm-i A'zam ile karıştırılır; o isim a'zamî mertebedeki tecellîsi sebebiyle İsm-i A'zam sanılır. İsm-i A'zam'ın her âlime göre deÄŸiÅŸik olmasının bir sebebi de budur.

.

M.FETHULLAH GÜLEN VAAZ(HİSAR CAMİİ)




M.FETHULLAH GÜLEN VAAZ-1



M.FETHULLAH GÜLEN-VAAZ-2




M.FETHULLAH GÜLEN-VAAZ-3




M.FETHULLAH GÜLEN VAAZ-4

.

CEVÅžEN-ÜL KEBİR ARAPÇA

01-10 HİZB OKU

11-20 HİZB OKU

21-30 HİZB OKU

31-40 HİZB OKU

41-50 HİZB OKU

51-60 HİZB OKU

61-70 HİZB OKU

71-80 HİZB OKU

81-90 HİZB OKU

91-100 HİZB OKU

 

 

 

.

1-Allah'ım Senden ÅŸu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum.


1-Ey her ÅŸeyin Gerçek Mâbudu olan Allah
2-Ey dünyada dost ve düÅŸman ayırt etmeden bütün mahlukatını rızıklandıran Rahman
3-Ey âhirette sadece dostlarına rahmet edecek olan Rahim
4-Ey herseyi hakkıyla bilen Alîm
5-Ey yarattıklarına son derece yumuÅŸak muamele eden Halîm
6-Ey sonsuz büyüklük ve yücelik sahibi olan Azîm
7-Ey herÅŸeyi yerli yerinde yapan Hakîm
8-Ey varlığının baÅŸlangıcı olmayan Kadîm
9-Ey herÅŸeyi ayakta tutan Mukîm
10-Ey iyilik ve ikrami bol olan Kerîm Sen bütün kusur ve noksan
sıfatlardan münezzehsin, Senden baska İlah yok ki bize imdat etsin.
Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.

2-
1-Ey efendilerin efendisi
2-Ey dualara cevap veren
3-Ey iyiliklerin sahibi
4-Ey dereceleri yükselten
5-Ey bereketleri büyük olan
6-Ey hataları bağışlayan
7-Ey belaları def eden
8-Ey sesleri iÅŸiten
9-Ey dilekleri veren
10-Ey sır ve gizlilikleri bilen

3-
1-Ey Bağışlayanların en hayırlısı
2-Ey yardım edenlerin en hayırlısı
3-Ey hükmedenlerin en hayırlısı
4-Ey herÅŸeyi hikmetle açanların en hayırlısı
5-Ey kendisini zikredenlerin en hayırlısı
6-Ey varislerin en hayırlısı
7-Ey övenlerin en hayırlısı
8-Ey rızk verenlerin en hayırlısı
9-Ey müÅŸkil meseleleri hal ve fasl edenlerin en hayırlısı
10-Ey ihsan edenlerin en hayırlısı

4-
1-Ey izzet ve güzelligin gerçek sahibi
2-Ey saltanat ve celalin gerçek sahibi
3-Ey kudret ve kemalin gerçek sahibi
4-Ey büyük ve yüce olan
5-Ey kudret ve azabı şiddetli olan
6-Ey ikâbi siddetli olan
7-Ey hesabı süratli gören
8-Ey katında güzel ve mükafatı bulunan
9-Ey katında Ümmü’l-Kitap bulunan
10-Ey yüklü bulutları yoktan var eden

5-
1-Ey sonsuz merhamet sahibi olan Hannân
2-Ey hakiki iyilik ve ihsan sahibi Mennân
3-Ey kullarının hiçbir amelini zayi etmeden karşılığı veren Deyyân
4-Ey bağışlaması bol olan Gufran
5-Ey kullarına yol gösteren Burhân
6-Ey gerçek saltanat sahibi Sultân
7-Ey bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Sübhân
8-Ey kendisinden yardım istenen Müsteân
9-Ey nîmet ve beyan sahibi
10-Ey emnü eman sahibi

6-
1-Ey azametine herÅŸeyin boyun egdiÄŸi
2-Ey kudretine her ÅŸeyin teslim olduÄŸu
3-Ey izzetine karşı her seyin zelîl olduÄŸu
4-Ey heybetine her seyin itaat ettigi
5-Ey Saltanatına karşı her şeyin inkiyad ettigi
6-Ey korkusundan her ÅŸeyin kendisine boyun egdiÄŸi
7-Ey korkusundan daÄŸların yarıldığı ve parçalandığı
8-Ey emriyle göklerin ayakta durduÄŸu
9-Ey izniyle yerin karar kıldığı
10-Ey memleketinin ahalisine zulmetmeyen

7-
1-Ey hataları mağfiret eden
2-Ey belalari kaldıran
3-Ey ümitler Kendisinde son bulan
4-Ey ihsani bol veren
5-Ey hediyeleri geniÅŸ olan
6-Ey mahlukata rızk veren
7-Ey ölümlere karar veren
8-Ey ÅŸikayetleri iÅŸiten
9-Ey askerleri gönderen
10-Ey esirleri salıveren

8-
1-Ey hamd ve senâ sahibi
2-Ey ÅŸeref ve yücelik sahibi
3-Ey fahr ve bahâa sahibi
4-Ey ahd ve vefâ sahibi
5-Ey af ve rızâ sahibi
6-Ey iyilik ve bağış sahibi
7-Ey kesin söz ve hüküm sahibi
8-Ey izzet ve sonsuzluk sahibi
9-Ey cömertlik ve nimetler sahibi
10-Ey karşılıksız iyilik ve nimetler sahibi

9-
1-Ey olmamasını istedigi meydana gelmesine engel olan Mânî
2-Ey zararlı ÅŸeyleri ve manileri defeden Dâfi
3-Ey faydalı ÅŸeyleri yapan Nafî
4-Ey bütün sesleri iÅŸiten Sem’î
5-Ey dilediklerinin mertebesini yükselten Rafî
6-Ey herÅŸeyi san’atla yapan Sânî
7-Ey kullarına ÅŸefaat eden Safî
8-Ey istediÄŸini istediÄŸi ÅŸekilde toplayan Camî
9-Ey ilim ve ihsanı herÅŸeyi içine alan Vasî
10-Ey istediÄŸi ÅŸeyi istedigi ÅŸekilde geniÅŸletip bollastıran Mûsî

10-
1-Ey bütün sanatlarin sanatkârı
2-Ey bütün mahsulatların yaratıcısı
3-Ey bütün rızıklananların rızık vericisi
4-Ey bütün sahip olunanların sahibi
5-Ey bütün sıkıntıya düÅŸenlerin ferahlatıcısı
6-Ey bütün üzüntüye düÅŸenlerin sevindiricisi
7-Ey bütün merhamet olunanların merhamet edicisi
8-Ey bütün yardımcısız kalanların yardımcısı
9-Ey bütün ayıplıların ayıbını örten
10-Ey bütün zulme uÄŸrayanların sığınagı

11-
1-Ey sıkıntım anında hazırlığım
2-Ey musibetim anında ümidim
3-Ey yalnızlığım anında arkadaşım
4-Ey gurbetliÄŸimde dostum
5-Ey nimetlendiÄŸim anda sahibim,
6-Ey kederim anında ferahlatıcım
7-Ey ihtiyacım anında yardımıma koşan,
8-Ey zor durumumda sığınagım,
9-Ey korkum anında yardımcım,
10-Ey ÅŸaÅŸkınlığım anında yol göstericim,

12-
1-Ey gayblari bilen,
2-Ey günahlari bağışlayan,
3-Ey ayıblari örten,
4-Ey sıkıntıları kaldıran,
5-Ey kalpleri deÄŸiÅŸtiren,
6-Ey kalpleri süsleyen,
7-Ey kalpleri nurlandıran,
8-Ey kalplerin tabibi,
9-Ey kalplerin sevgilisi,
10-Ey kalplerin dostu,

13-
1-Ey yücelik ve ululuk sahibi Celil
2-Ey gerçek güzellik sahibi Cemil,
3-Ey kendine güvenen kullarının iÅŸini en iyi yoluna koyan Vekil,
4-Ey kullarının takatını aÅŸan iÅŸlerini üzerine alan kefil,
5-Ey kullarına yol gösteren delil,
6-Ey kullarının hata ve yanlışlarını bağışlayan Mukil,
7-Ey her ÅŸeyden haberdar olan Habir,
8-Ey lütuf u keremi bol olan latif,
9-Ey sonsuz izzet sahibi Aziz,
10-Ey bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı olan Melik,

14-
1-Ey ÅŸaÅŸkınlarin yol göstericisi,
2-Ey yardım isteyenlerin yardımcısı,
3-Ey medet isteyenlerin imdat edicisi,
4-Ey korunmak isteyenlerin koruyucusu,
5-Ey asilerin sığınagı,
6-Ey günahkarların bağışlayıcısı,
7-Ey korkanlara emniyet veren,
8-Ey miskinlere merhamet eden,
9-Ey yalnızlık duyanların dostu,
10-Ey darda kalanların dualarina cevap veren,

15-
1-Ey cömertlik ve ihsan sahibi,
2-Ey fazl ve iyilik sahibi,
3-Ey emniyet ve eman sahibi,
4-Ey kudsiyet ve kemalat sahibi
5-Ey hikmet ve beyan sahibi
6-Ey rahmet ve rıdvan sahibi,
7-Ey kesin delil ve bürhan sahibi,
8-Ey azamet ve saltanat sahibi,
9-Ey af ve maÄŸfiret sahibi,
10-Ey kendisinden yardim istenen ÅŸefkat sahibi,

16-
1-Ey her ÅŸeyin Rabbi,
2-Ey her şeyin ilahı,
3-Ey her şeyin yaratıcısı,
4-Ey her ÅŸeyin üzerinde olan,
5-Ey her ÅŸeyden önce olan,
6-Ey her ÅŸeyden sonra olan
7-Ey her ÅŸeyi bilen,
8-Ey her ÅŸeye gücü yeten
9-Ey her ÅŸeyin Sanii
10-Ey her ÅŸey fenâ bulup, Kendisi bâkî kalan

17-
1-Ey kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına huzur ve güven veren mümin
2-Ey bütün varlıkları ilim ve kontrolü altında tutan Müheymin,
3-Ey bütün mahlukatı yoktan meydana getiren Mükevvin,
4-Ey bütün yaratıklarına dünyadaki vazifelerini ögretip telkin eden Mülakkin,
5-Ey kulları için açıklanması gereken her ÅŸeyi beyan eden Mübeyyin,
6-Ey musibetleri hafifleten ve zorluklari kolaylaÅŸtıran Mühevvin,
7-Ey her seyi münasip ÅŸekilde süsleyen Müzeyyin,
8-Ey diledigini yücelten ve kullarına büyüklügünü gösteren Muazzim,
9-Ey muhtaçlarin yardımına koÅŸan Mavvin,
10-Ey her ÅŸeyi çesit çesit renklerle bezeyen Melevvin,

18-
1-Ey mülkünde daim olan,
2-Ey celalinde azim olan,
3-Ey saltanatında kadim olan,
4-Ey kullarına rahmet eden,
5-Ey her ÅŸeyi bilen,
6-Ey emirlerine uymayana halim olan,
7-Ey kendisine ümit baÄŸlayana kerim olan,
8-Ey ölçülerinde hikmetli olan,
9-Ey hükmünde lütuf sahibi olan,
10-Ey lütfunda kadir olan

19-
1-Ey fazlından baÅŸka bir ÅŸey ümit edilmeyen,
2-Ey adâletinden baÅŸka bir ÅŸeyden korkulmayan,
3-Ey iyiliÄŸinden baÅŸka birÅŸey beklenmeyen,
4-Ey affından başka bir şey istenmeyen,
5-Ey mülkünden baÅŸkası devam etmeyen,
6-Ey saltanatından başka saltanat bulunmayan,
7-Ey bürhanlarından baÅŸka bürhan bulunmayan,
8-Ey rahmeti her şeyi kuşatmış olan,
9-Ey rahmeti gazabını geçmiÅŸ olan,
10-Ey ilmiyle her şeyi kuşatmış olan,

20-
1-Ey tasayı kaldıran,
2-Ey gamı gideren,
3-Ey günahı affeden,
4-Ey tevbeyi kabul eden,
5-Ey yaratılmışların yaratıcısı,
6-Ey vaadinde sadık olan,
7-Ey yavrulara rızık veren,
8-Ey sözünü yerine getiren,
9-Ey gizliyi bilen,
10-Ey tohumu yarıp sümbüllendiren,

21-
1-Ey her ÅŸeyiyle yüce olan Åli,
2-Ey sözünde vefalı olan ve vaadinden dönmeyen Vefî,
3-Ey Müminlerin dostu olan Veli,
4-Ey gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir ÅŸeye muhtaç olmayan Gani,
5-Ey sonsuz servet ve tükenmez hazineler sahibi Meli,
6-Ey her cihetten temiz ve pak olan Zeki,
7-Ey kendisine kulluk edenlerden hosnut olan Razi,
8-Ey eser ve ihsanlarıyla varlığı apaçık görünen Bedi,
9-Ey siddet-i zuhurundan gizlenen Hafi,
10-Ey güç ve kuvveti sonsuz olan Kavi,

22-
1-Ey güzeli açıga çıkaran,
2-Ey çirkinin üzerini örten,
3-Ey suç sebebiyle hemen azarlamayan,
4-Ey ayıpların üzerindeki perdeyi yırtmayan,
5-Ey affı büyük olan,
6-Ey günahkarları cezalandırmaktan vazgeçmesi güzel olan,
7-Ey maÄŸfireti geniÅŸ olan,
8-Ey rahmeti bol veren,
9-Ey bütün sessiz yalvarışların sahibi,
10-Ey bütün ÅŸikayetler kendisinde son bulan,

23-
1-Ey bol nimet sahibi,
2-Ey geniÅŸ rahmet sahibi,
3-Ey tam hikmet sahibi,
4-Ey kamil kudret sahibi,
5-Ey kesin hüccet sahibi,
6-Ey açık ikram sahibi,
7-Ey yüce sıfat sahibi,
8-Ey daim izzet sahibi,
9-Ey metin kuvvet sahibi,
10-Ey geçmiÅŸ minnet sahibi,

24-
1-Ey hükmedenlerin en hükmedicisi,
2-Ey adillerin en adaletlisi,
3-Ey doğruların en doğrusu,
4-Ey varlığı açık olanların en açıgı,
5-Ey temiz olanların en temizi,
6-Ey yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde olan,
7-Ey hesaba çekenlerin en süratlisi,
8-Ey iÅŸitenlerin en iyi iÅŸiticisi,
9-Ey ikram edenlerin en iyi ikram edicisi,
10-Ey merhamet edenlerin en merhametlisi,

25-
1 Ey semaları yoktan yaratan,
2-Ey karanlıkları meydana getiren,
3-Ey gizlilikleri bilen,
4-Ey için için üzülenlere acıyan,
5-Ey utanılacak ÅŸeyleri örten,
6-Ey belaları defeden,
7-Ey ölüleri dirilten,
8-Ey sevapları kat kat yazan,
9-Ey bereketleri indiren,
10-Ey cezaları şiddetli olan,

26-
1-Ey her varlığa münasip ÅŸekil giydiren Musavvir,
2-Ey her ÅŸeyin plan ve programını ölçülü yapan Mukaddir,
3-Ey her ÅŸeyi maddi ve manevi kirlerden temizleyen Mutahhir,
4-Ey nuruyla her ÅŸeyi nurlandıran Münevvir,
5-Ey dilediÄŸini öne geçiren Mukaddim,
6-Ey istediğini arkaya bırakan Muahhir,
7-Ey hayirli isleri kolaylaÅŸtıran Müyessir,
8-Ey kullarını azabıyla korkutan Münzir,
9-Ey kullarını Cennet ve diÄŸer mükafatlarla müjdeleyen Mübessir,
10-Ey bütün kainati tam bir nizam içinde idare eden Müdebbir,

27-
1-Ey Beyt’l-Haramin Rabbi,
2-Ey haram ayların sahibi,
3-Ey Mescidü’l Haramın Rabbi,
4-Ey haram belde olan Mekke’nin Rabbi,
5-Ey Rükn-u Hacerü’l-Esved ve Makam-ı İbrahim’in Rabbi,
6-Ey Mes’arü’l Haramın Rabbi,
7-Ey helal ve haramın Rabbi,
8-Ey nur ve karanlığın Rabbi,
9-Ey tahiyyat ve selamın Rabbi,
10-Ey celal ve ikramin Rabbi,

28-
1-Ey desteği olmayanların desteği,
2-Ey dayanağı olmayanların dayanağı,
3-Ey övünülecek bir ÅŸeyi olmayanların övüncü,
4-Ey imdat'a koşacak kimsesi olmayanların imdadı,
5-Ey korunacak yeri olmayanların koruyucusu,
6-Ey iftihar edecek kimsesi olmayanların iftihari,
7-Ey izzeti olmayanların izzeti,
8-Ey yardımcısı olmayanların yardımcısı,
9-Ey dostu olmayanların dostu,
10-Ey zenginliği olmayanların zenginliği,

29-
1-Ey varlığında baÅŸkasına muhtaç olmayan Kaim,
2-Ey varlığının sonu olmayan Daim,
3-Ey mahlukatına merhamet eden Rahim,
4-Ey mevcudatına hükmeden Hakim,
5-Ey her ÅŸeyi bilen Alim,
6-Ey yarattıklarını koruyan Asim,
7-Ey her şeyi adaletle taksim eden Kasım,
8-Ey ayıp ve kusur kendisine ariz olmayan Salim,
9-Ey istediğinin maddi ve manevi rızkını daraltan Kabid,
10-Ey istediğinin maddi ve manevi rızkını genişleten Basit,

30-
1-Ey kendisine sığınmak isteyenleri koruyan,
2-Ey kendisinden merhamet isteyenlere merhamet eden,
3-Ey kendisinden yardım isteyenlere yardım eden,
4-Ey korunmak isteyenleri muhafaza eden,
5-Ey kendisinden ikram isteyenlere ikram eden,
6-Ey kendisinden irÅŸad edilmeyi isteyenleri irÅŸad eden,
7-Ey kendisinden inayet isteyenlere inayet eden,
8-Ey kendisinden imdat isteyenlere imdat eden,
9-Ey feryat edenlerin feryadına koşan,
10-Ey kendisinden mağfiret isteyenleri bağışlayan,

31-
1- Ey affı bol olan
2-Ey iyiliÄŸi büyük olan,
3-Ey hayıi çok olan
4-Ey fazlı kadim olan,
5-Ey sanatı güzel olan,
6-Ey lütfu daim olan,
7-Ey sıkıntıyı gideren,
8-Ey zararı kaldıran
9-Ey mülkün sahibi,
10-Ey hak ile hükmeden,

32-
1-Ey maÄŸlup edilmeyen Aziz,
2-Ey kendisinden uzaklaşılmayan Latif,
3-Ey uyumayan gözetleyici,
4-Ey yok olmayan Mevcud,
5-Ey ölmeyen Hayy,
6-Ey yok olmayan Melik,
7-Ey fena bulmayan Baki,
8-Ey cehalet ariz olmayan Alim,
9-Ey taama muhtaç olmayan Samed,
10-Ey zaafa uğratılmayan Kavi,

33-
1-Ey isimlerinde, sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan Vahid,
2-Ey istedigini bulan Vacid,
3-Ey her yerde hazir ve nazir olan Sahid,
4-Ey sonsuz ÅŸan ve yücelik sahibi Macid,
5-Ey bütün iÅŸlerini ezeli hikmetine göre neticeye ulaÅŸtıran Rasid,
6-Ey peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten Bais,
7-Ey bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi Varis,
8-Ey hikmeti gereÄŸi elem ve zarar verici ÅŸeyleri yaratan Darr,
9-Ey hayır ve menfaatli şeyleri yaratan Nafi,
10-Ey kullarına hidayet veren Hadi,

34-
1-Ey bütün azimlerden daha Azim,
2-Ey bütün cömertlerden daha Kerim,
3-Ey bütün merhametlilerden daha Rahim,
4-Ey bütün hikmet sahiplerinden daha Hakim,
5-Ey bütün alimlerden daha Alim,
6-Ey bütün izzet sahiplerinden daha Aziz,
7-Ey bütün büyüklerden daha büyük,
8-Ey bütün yücelerden daha Celil,
9-Ey bütün izzet sahiplerinden daha Aziz,
10-Ey bütün lütuf sahiplerinden daha Latif,

35-
1-Ey ahdinde vefalı,
2-Ey vefasında kuvvetli,
3-Ey kuvvetinde yüce,
4-Ey yüceliÄŸinde yakın,
5-Ey yakınlığında latif,
6-Ey lütfunda ÅŸerif,
7-Ey ÅŸerefinde aziz,
8-Ey izzetinde azim,
9-Ey azametinde mecid,
10-Ey yüceliginde Hamid,

36-
1-Ey her ÅŸeyin kendisine boyun egdiÄŸi,
2-Ey her ÅŸey kendisi için var olan,
3-Ey her ÅŸey kendisi için mevcut olan,
4-Ey her ÅŸeyin kendisine döndüÄŸü,
5-Ey her ÅŸeyin kendisinden korktuÄŸu,
6-Ey her ÅŸeyin kendisini tesbih ettiÄŸi,
7-Ey her ÅŸey onunla ayakta olan,
8-Ey her ÅŸeyin kendisine itaat ettiÄŸi,
9-Ey her ÅŸeyin kendisine yöneldiÄŸi,
10-Ey ona bakan yüzü müstesna her ÅŸeyin helak olduÄŸu,

37-
1- Ey kullarına yeten Kafi,
2-Ey her türlü derde deva veren Safi,
3-Ey vaadinde duran Vafi,
4-Ey maddi ve manevi dertlere afiyet veren Muafi,
5-Ey her ÅŸeyiyle yüce olan Ali,
6-Ey kullarını iyiliğe ve Cennete davet eden Dai,
7-Ey iyi kullarından hoşnut olan Razi,
8-Ey hikmet ve adaletle hükmeden Kadi,
9-Ey varlığının sonu olmayan Baki,
10-Ey dilediğini doğru yola ulaştıran Hadi,

38-
1- Ey kendisinden baÅŸka kaçacak yer olmayan,
2-Ey kendisinden başka sığınılacak yer olmayan,
3-Ey kendisinden baÅŸka iltica edilecek yer olmayan,
4-Ey kendisinden baÅŸka tevekkül edilecek kimse olmayan,
5-Ey kendisinden baÅŸka maksud olmayan,
6-Ey kendisinden baÅŸka kurtuluÅŸ yeri olmayan,
7-Ey kendisinden baskaşına rağbet edilmeyen,
8-Ey kendisinden başkasına ibadet edilmeyen,
9-Ey kendisinden başkasından yardım istenilmeyen,
10-Ey kendisinden baÅŸka güç ve kuvvet sahibi bulunmayan,

39-
1- Ey kendisine kaçılanların en hayırlısı,
2-Ey matlubların en hayırlısı,
3-Ey rağbet edilenlerin en hayırlısı,
4-Ey kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı,
5-Ey maksud olanların en hayırlısı,
6-Ey zikredilenlerin en hayırlısı,
7-Ey ÅŸükredilenlerin en hayırlısı,
8-Ey sevilenlerin en hayırlısı,
9-Ey indirenlerin en hayırlısı,
10-Ey kendisine ünsiyet edilenlerin en hayırlısı,

40-
1- Ey yaratıp düzene koyan,
2-Ey takdir edip hedefe götüren,
3-Ey belayı kaldıran,
4-Ey gizli yakarışı işiten,
5-Ey batmışı kurtaran,
6-Ey helak olana necat veren,
7-Ey hastaya ÅŸifa veren,
8-Ey öldüren ve dirilten,
9-Ey güldüren ve aÄŸlatan,
10-Ey saptıran ve hidayete erdiren,

41-
1-Ey dilediÄŸi kullarının günahlarını bağışlayan Gafir,
2-Ey ayıp ve kusurları örten Satir,
3-Ey düÅŸmanlarını maÄŸlup eden Kahir,
4-Ey her ÅŸeye gücü yeten Kadir,
5-Ey bütün mahlukatının hallerini gören Nazir,
6-Ey bütün mahlukatı yoktan var eden Fatir,
7-Ey kendisine yapılan ibadet ve ÅŸükürlere bol mükafat veren Sakir,
8-Ey kendisini zikredenleri yad eden Zakir,
9-Ey dostlarına yardim eden Nasir,
10-Ey dilediğini zorla yaptıran Cabir,

42-
1- Ey karada ve denizde yolu olan,
2-Ey dış alemde ayetlerı bulunan,
3-Ey ayetlerınde delili olan,
4-Ey ölümlerde kudreti tecelli eden,
5-Ey kabirlerde izzeti olan,
6-Ey Kıyamette saltanatı olan,
7-Ey hisapta heybeti olan,
8-Ey Mizanda hükmü olan,
9-Ey Cennette rahmeti olan,
10-Ey ateşte azabı olan,

43-
1- Ey korkanların kendisine kaçtığı,
2-Ey günahkarların kendisine sığındığı,
3-Ey tövbe edenlerin kendisine yöneldiÄŸi,
4-Ey asilerin kendisine iltica ettiÄŸi,
5-Ey zahidlerin kendisine raÄŸbet ettiÄŸi,
6-Ey hatalılarin kendisinden ümit beslediÄŸi,
7-Ey kendisini arzulayanların onunla ünsiyet bulduÄŸu,
8-Ey iyilik yapanların kendisiyle iftihar ettiği,
9-Ey tevekkül edenlerin kendisine güvendiÄŸi,
10-Ey kuvvetler iman edenlerin kendisiyle huzur bulduÄŸu,

44-
1- Ey bütün yakınlardan daha yakın,
2-Ey bütün sevilenlerden daha sevgili,
3-Ey bütün büyüklerden daha büyük,
4-Ey bütün izzet sahiplerinden daha aziz,
5-Ey bütün kuvvetlilerden daha kavi,
6-Ey bütün zenginlerden daha zengin,
7-Ey bütün cömertlerden daha cömert,
8-Ey bütün ÅŸefkatlilerden daha Rauf,
9-Ey bütün merhametlilerden daha Rahim,
10-Ey bütün yücelerden daha yüce,

45-
1-Ey herÅŸeye herÅŸeyden daha yakın olan Karîb,
2-Ey bütün mahlukatını gözetleyen Rakîb,
3-Ey müminlerin sevgilisi olan Habib,
4-Ey kullarının dualarına cevap veren Mucib,
5-Ey kullarının bütün fiillerinin hesabını gören Hasib,
6-Ey bütün dertlere deva veren Tabib,
7-Ey her ÅŸeyi bütün incelikleriyle gören Basir,
8-Ey her ÅŸeyden haberdar olan Habir,
9-Ey her ÅŸeyi nuruyla aydınlatan Münir,
10-Ey kullarına gerekli her ÅŸeyi açıklayan Mübin,

46-
1- Ey maÄŸlup olmayan Galib,
2-Ey yaratılmış olmayan Sanatkar,
3-Ey mahluk olmayan Yaratıcı,
4-Ey sahip olunamayan Mülk Sahibi,
5-Ey kendisine üstün gelinemeyen Kahir,
6-Ey yükseltilmekten münezzeh Yükseltici,
7-Ey korunmayan Koruyucu,
8-Ey yardın edilmeyen Yardın Edici,
9-Ey gaib olmayan Åžahid,
10-Ey uzak olmayan yakın,

47-
1-Ey nurların nuru,
2-Ey nurları nurlandıran,
3-Ey nurlara suret ve ÅŸekil veren,
4-Ey nurları yaratan,
5-Ey nurları takdir eden,
6-Ey nurları idare eden,
7-Ey bütün nurlardan evvel olan Nur,
8-Ey bütün nurlardan sonra da var olan nur,
9-Ey bütün nurların üstünde olan nur,
10-Ey hiçbir nurun kendisine benzemediÄŸi nur,

48-
1 Ey bağış ve ihsani şerefli olan,
2-Ey fiili latif olan,
3-Ey lütfu daim olan,
4-Ey ihsani kadim olan,
5-Ey sözü hak olan,
6-Ey vaadi doÄŸru olan,
7-Ey affı fazla olan,
8-Ey azabı adalet olan,
9-Ey zikri tatlı olan,
10-Ey dostluÄŸu lezzetli olan,

49-
1 Ey kullarına nimet ihsan eden Münevvil,
2-Ey bütün müÅŸkilleri halleden ve hak ile batılın arasını ayıran Mufassil,
3-Ey istediÄŸini istediÄŸi ÅŸekilde deÄŸiÅŸtiren Mübeddil,
4-Ey zorlukları kolaylaÅŸtıran Müsehhil,
5-Ey istediÄŸini zelil kılan ve mahlukatına boyun eÄŸdiren Müzellil,
6-Ey kitaplar ve bereketler indiren dilediÄŸinin rütbesini alçaltan Münezzil,
7-Ey kainatta bütün iÅŸleri döndüren ve kullarını halden hale sevkeden Mühavvil,
8-Ey her ÅŸeyi münasip ÅŸekilde güzelleÅŸtiren Mücemmil,
9-Ey her ÅŸeyi kemale erdiren Mükemmil,
10-Ey istediÄŸini istediÄŸine üstün Müfatti,

50-
1-Ey her ÅŸeyi gören fakat kendisi görülmeyen,
2-Ey her şeyi yaratan fakat kendisi yaratılmayan,
3-Ey her ÅŸeye yol gösteren fakat kendisi yol gösterilmeye muhtaç olmayan,
4-Ey hayat veren fakat kendisi hayat verilmeye muhtaç olmayan,
5-Ey her ÅŸeyi doyuran fakat kendisi doyurulmaktan münezzeh olan,
6-Ey her ÅŸeyi koruyan fakat kendisi korunmaya muhtaç olmayan,
7-Ey her ÅŸey hakkında karar veren fakat kendisi hakkında hüküm verilmeyen,
8-Ey hüküm veren fakat kendisi hakkında hüküm verilmeyen,
9-Ey doÄŸurmayan ve doÄŸmayan,
10-Ey hiçbir sey kendisine denk olmayan,

51-
1- Ey en güzel Sevgili,
2-Ey en güzel Tabib,
3-Ey en güzel Hesap Gören,
4-Ey en güzel Yakin,
5-Ey en güzel Gözetleyici,
6-Ey en güzel Cevap veren,
7-Ey en güzel Dost,
8-Ey en güzel Vekil,
9-Ey en güzel Efendi,
10-Ey en güzel yardımcı,

52-
1-Ey kendisini tanıyanların sevinci,
2-Ey kendisini arzulayanların dostu,
3-Ey kendisine müstak olanların imdadına koÅŸan,
4-Ey tövbekarların sevgilisi,
5-Ey ihtiyaç sahiplerine rızık veren,
6-Ey günahkarların ümidi,
7-Ey sıkıntıda olanların ferahlatıcısı,
8-Ey gamlılara nefes aldıran,
9-Ey mahzunlara kurtuluÅŸ yolu gösteren,
10-Ey evvel ve ahirlerin ilahi,

53-
1-Ey Cennet ve Cehennemin Rabbi,
2-Peygamberlerin ve hayırlıların Rabbi
3-Ey Sıddıkların ve iyilerin Rabbi,
4-Ey küçüklerin ve büyüklerin Rabbi,
5-Ey danelerin ve meyvelerin Rabbi,
6-Ey nehirlerin ve aÄŸaçların Rabbi,
7-Ey sahraların ve çöllerin Rabbi,
8-Ey kölelerin ve hürlerin Rabbi,
9-Ey açığa çıkan ve gizlemelerin Rabbi,
10-Ey gece ve gündüzün Rabbi,

54-
1- Ey ilmi her ÅŸeye ulasan,
2-Ey basarı her ÅŸeye nüfus eden,
3-Ey kudreti her ÅŸeye bali olan,
4-Ey nimetleri sayılamayan,
5-Ey mahlukatın gerçek ÅŸükrüne eriÅŸemediÄŸi,
6-Ey zihinlerin yüceliÄŸini idrak edemediÄŸi,
7-Ey hayallerin hakikatına erişemediği,
8-Ey azamet ve kibriya örtüsü olan,
9-Ey heybet ve saltanat güzelliÄŸi olan,
10-Ey bekası izzetle izzetlenen,

55-

1-Ey en yüce misaller kendisine ait olan,
2-Ey en yüce sıfatlar kendisine ait olan,
3-Ey ahiret ve dünya kendisine ait olan,
4-Ey cennetül me’vanın sahibi,
5-Ey cehennem ve ateÅŸin sahibi,
6-Ey en büyük ayetler sahibi,
7-Ey en güzel isimler sahibi,
8-Ey hüküm ve kaza sahibi,
9-Ey yüce göklerin sahibi,
10-Ey arÅŸ ve yerin sahibi,

56-
1- Ey kullarını çok çok affeden Afüvv,
2-Ey kullarının günahlarını bağışlayan Gafur,
3-Ey itaatkar kullarını çok seven Vedud,
4-Ey rızası için yapılan iÅŸleri bol sevapla karşılayan Sekür,
5-Ey asileri hemen cezalandırmayıp çok sabreden Sabür,
6-Ey kullarına çok ÅŸefkat edip esirgeyen Rauf,
7-Ey kullarına karşı pek merhametli olan Atüf,
8-Ey bütün mahlukatın maddi ve manevi kirlerden arındıran Kuddüs,
9-Ey gerçek hayat sahibi olan Hayy,
10-Ey gökleri yeri ve bütün mahlukatı yerinde tutan Kayyum,

57-
1-Ey semada azameti görülen,
2-Ey yerde ayetleri tecelli eden,
3-Ey her ÅŸeyde delilleri bulunan,
4-Ey denizde acayip sanatları bulunan,
5-Ey mahlukatı ilk defa yaratıp öldükten sonra tekrar dirilten,
6-Ey daÄŸlarda hazineleri bulunan,
7-Ey yarattığı her ÅŸeyi en güzel yapan,
8-Ey bütün iÅŸler kendisine dönen,
9-Ey her ÅŸeyde lütfu açıkca görünen,
10-Ey mahlukatına kudretini tanıtan,

58-
1-Ey sevgilisi olmayanların sevgilisi,
2-Ey tabibi olmayanların tabibi,
3-Ey isteklerini dinleyip cevap verecek kimsesi olmayanların nasibi,
4-Ey sefkat edecek kimsesi olmayanların şefkat edicisi,
5-Ey arkadaşı olmayanların arkadaşı,
6-Ey şefkat edecek kimsesi olmayanların şefiği,
7-Ey imdadına koşacak kimsesi olmayanların imdad edicisi,
8-Ey yol gösterecek kimsesi olmayanların yol göstericisi,
9-Ey rehberi olmayanların rehberi,
10-Ey merhamet edecek kimsesi olmayanların merhamet edicisi,

59-
1-Ey kendisine her ÅŸeye bedel yeter görenlerin kafisi,
2-Ey kendisinden hidayet isteyenlerin hidayet edicisi,
3-Ey gizlenecek yer arayanların üstünü örten,
4-Ey kendisini çağıranları cennetine davet eden,
5-Ey kendisinden ÅŸifa isteyenlere ÅŸifa veren,
6-Ey kendisine hükmetmesini isteyenler hakkında hükmeden,
7-Ey maddi ve manevi zenginlik isteyenleri zenginleÅŸtiren,
8-Ey kendisinden her ihtiyacını yerine getirilmesini isteyenlerin ihtiyaçlarına yeterli cevap veren,
9-Ey kuvvet ve güç isteyenlere kafi kuvvet veren,
10-Ey kendisinden dostluk ve sahiplik isteyenlerin dost ve sahibi,

60-
1-Ey her ÅŸeyden önce olan evvel,
2-Ey her ÅŸeyden sonra olan Ahir,
3-Ey varlığı apaçık görünen Zahir
4-Ey her ÅŸeyin içyüzünden haberdar olan Batın,
5-Ey her ÅŸeyi yoktan yaratan Halik,
6-Ey her ÅŸeyi münasip bir sekilde riziklandiran Razik,
7-Ey her iÅŸi doÄŸru olan ve sözünü yerine getiren Sadik,
8-Ey varlığı her ÅŸeyden önce olan Sabik,
9-Ey her ÅŸeyi mukadder hedefine sevk eden Saik,
10-Ey tohum ve çekirdekleri yarıp sünbüllendiren Falik,

61-
1-Ey gece ve gündüzü peÅŸ peÅŸe deÄŸiÅŸtiren,
2-Ey karanlıkları ve nuru yaratan,
3-Ey gölgeleri ve harareti meydana getiren,
4-Ey günes ve ay'a boyun eÄŸdiren,
5-Ey ölümü ve hayatı yaratan,
6-Ey yaratmak ve emretmek kendisine ait olan,
7-Ey eÅŸ ve evlat edinmeyen,
8-Ey mülkünde hiçbir ÅŸeriki olmayan,
9-Ey zilletten münezzeh olduÄŸu için dosta ihtiyacı olmayan,
10-Ey havi kuvvet kendisine ait olan,

62-
1-Ey kendisini arzulayanların muradını bilen,
2-Ey kendisinden dilekte bulunanların ihtiyaç duyduklarına sahip olan,
3-Ey üzüntüsünden kendinden geçenlerın inlemelerini iÅŸiten,
4-Ey kendisinden korkarak aÄŸlayanların aÄŸlayışını gören,
5-Ey suskunların içinden geçenleri bilen,
6-Ey günahlarından piÅŸmanlik duyanların nedametini gören,
7-Ey tövbekarların özürünü kabul eden,
8-Ey fesatçılarin iÅŸini düzeltmeyen,
9-Ey iyilik yapanların mükafatını zayi etmeyen,
10-Ey kendisini tanıyanların kalplerinden uzaklaşmayan

63-
1-Ey bekası daim olan,
2-Ey hataları bağışlayan,
3-Ey duaları işiten,
4-Ey ihsanı geniş olan,
5-Ey gökleri yükselten,
6-Ey belaları defeden,
7-Ey medh ü ÅŸenasi büyük olan,
8-Ey varlığının parıltısı kadim olan,
9-Ey vefası çok olan,
10-Ey mükafati ÅŸerefli olan,

64-
1-Ey çok affeden Gaffar,
2-Ey bütün ayıpları örten Settar,
3-Ey her ÅŸeye galip gelen ve bütün düÅŸmanlarını kahreden Kahhar,
4-Ey istediğini zorla yaptıran Cebbar,
5-Ey çok sabreden ve kullarına sabır gücü veren Sabbar,
6-Ey bütün rızka muhtaç olanları rızıklandıran Rezzak,
7-Ey her ÅŸeyi hikmetle açan Fettah,
8-Ey her ÅŸeyi çok iyi bilen Ahham,
9-Ey bol bol hediyeler veren Vehhab,
10-Ey bütün tevbeleri kabul eden Tevvab,

65-
1-Ey beni yaratıp azalarımı düzene koyan,
2-Ey bana rızk veren ve terbiye eden,
3-Ey beni yedirip içiren,
4-Ey beni kendisine yaklaştırıp yakın kılan,
5-Ey beni günah tehlikelerinden koruyup bana kafi gelen,
6-Ey beni muhafaza edip ayıplarımı örten,
7-Ey bana tevfik edip hidayet eden,
8-Ey beni aziz kılıp ihtiyaçlarımı gideren,
9-Ey beni öldürüp dirilten,
10-Ey bana ünsiyet verip rızıklandıran,

66-
1-Ey kelimeleriyle hakkın hak oldugunu gösteren,
2-Ey hükmünü geri bıraktıracak kimse olmayan,
3-Ey kazasını geri çevirecek kimse olmayan,
4-Ey kişiye kalbinden daha yakın olan,
5-Ey kullarından tevbeyi kabul eden,
6-Ey izni olmadan hiçbir ÅŸefaat fayda vermeyen,
7-Ey bütün gökler kudretiyle dürülmüÅŸ olan,
8-Ey yolundan sapanların en iyi bilen,
9-Ey gök gürültüsünün hamdederek, meleklerin de korkusuyla kendisini tesbih ettiÄŸi,
10-Ey rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci gönderen,

67-
1-Ey yeri beÅŸik yapan,
2-Ey dağları direk yapan,
3-Ey güneÅŸi kandil kılan,
4-Ey ay'ı nur kılan,
5-Ey geceyi örtü yapan,
6-Ey gündüzü maiÅŸet zamanı yapan,
7-Ey uykuyu huzur ve sükun vasıtası kılan,
8-Ey semayı bına kılan,
9-Ey eÅŸyayı çift çift yaratan,
10-Ey ateÅŸi gözcü kılan,

68-

1-Ey gerçek ÅŸefaat sahibi Sefi,
2-Ey gizli açık her sesi iÅŸiten Semi,
3-Ey istediÄŸini yükselten Rafi,
4-Ey istediÄŸini engelleyen Meni,
5-Ey kainatı en güzel bir ÅŸekilde yoktan yaratan Bedi,
6-Ey hesabı en süratli bir ÅŸekilde gören Seri,
7-Ey sevdiklerini Cennet ve çeÅŸitli mükafatlarla müjdeleyen Besir,
8-Ey kullarını itaate sevk etmek için azabıyla korkutan Nezir,
9-Ey sonsuz kudret sahibi olan Kadir,
10-Ey her ÅŸeye gücü yeten Muktedir.

69-
1-Ey bütün dirilerden önce var olan gerçek hayat sahibi,
2-Ey bütün dirilerden sonra baki kalacak gerçek hayat sahibi,
3-Ey hiçbir ÅŸeyin kendisine benzemediÄŸi gerçek hayat sahibi,
4-Ey hiçbir dirinin misli gibi olmadığı gerçek hayat sahibi,
5-Ey hiçbir dirinin kendisine ortak olmadığı gerçek hayat sahibi,
6-Ey hiçbir diriye muhtaç olmayan gerçek hayat sahibi,
7-Ey bütün dirileri öldüren gerçek hayat sahibi,
8-Ey bütün dirileri rızıklandıran gerçek hayat sahibi,
9-Ey ölüleri dirilten gerçek hayat sahibi,
10-Ey hiç ölmeyecek olan gerçek hayat sahibi

70-
1- Ey unutulmayan ve unutturulmayan zikrin sahibi,
2-Ey söndürülemeyen nurun sahibi,
3-Ey hadd ü hesaba gelmeyen medh ü sena sahibi
4-Ey hiçbir ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirilemeyen vasıflar sahibi,
5-Ey sayılamayan nimetler sahibi,
6-Ey zeval bulmayan saltanat sahibi,
7-Ey gerçek keyfiyeti anlaşılamayan celal sahibi,
8-Ey reddedilemeyen hüküm sahibi,
9-Ey tebdil edilemeyen sıfatlar sahibi,
10-Ey tam idrak edilemeyen kemal sahibi.

71-
1-Ey alemlerin Rabbi,
2-Ey amellerin karşılıklarının verildiÄŸi kıyamet gününün sahibi,
3-Ey sabredenleri seven,
4-Ey tevbe edenleri seven,
5-Ey maddi ve manevi kirlerden temizlenenleri seven,
6-Ey Allah i görür gibi ibadet edenleri ve iyilik yapanları seven,
7-Ey yardım edenlerin en hayırlısı,
8-Ey müÅŸkil meseleleri halledip hükme baÄŸlayanların en hayırlısı,
9-Ey iyi mallara bol karşılık verenlerin en hayırlısı,
10-Ey ifsat edenleri en iyi bilen,

72-
1-Ey mahlukati örneksiz ve yoktan yaratan Mübdi,
2-Ey mahlukati öldükten sonra yeniden dirilten Muid,
3-Ey herseyi muhafaza eden Hafiz,
4-Ey herseyi ilim ve kudretiyle kusatan Muhit,
5-Ey hamd ve senaya en çok layik olan ve çok övülen Hamid,
6-Ey azamet, seref ve hakimiyeti sonsuz Mecid,
7-Ey her türlü mahlukata münasip rizik veren Mukit,
8-Ey darda kalan çaresizlerin imdadina kosan Mugis,
9-Ey istedigine izzet veren ve sereflendiren Muizz,
10-Ey istedigini zelil kilan Müzill,

73-
1-Ey ziddi olmayan Ehad,
2-Ey dengi bulunmayan Ferd,
3-Ey kusur ve ihtiyaçtan münezzeh olan Samed,
4-Ey çifti bulunmayan Vitr,
5-Ey veziri bulunmayan Rab,
6-Ey fakirligi bulunmayan Gani,
7-Ey azledilemeyen Sultan,
8-Ey aczden münezzeh olan Melik,
9-Ey benzeri olmayan Mevcud,

74-
1-Ey zikri kendisine zikredenlere büyük seref olan,
2-Ey sükrü kendisine sükredenlere büyük kurtulus olan,
3-Ey hamdi kendisine övenlere büyük iftihar vesilesi olan,
4-Ey taati, kendisine itaat edenlere necat olan,
5-Ey kapisi kendisini arayanlara açik olan,
6-Ey yolu müminlere zahir ve belli olan,
7-Ey ayetleri bakanlar için kesin delil olan,
8-Ey kitabi kuvvetli Iman sahipleri için ögüt olan,
9-Ey affi günahkarlar için siginak olan,
10-Ey rahmeti Muhsinler için yakin olan,

75-
1-Ey ismi yüce ve mübarek olan,
2-Ey san ve makami yüksek olan,
3-Ey sena ve övgüsü büyük olan,
4-Ey kendisinden baska ilah olmayan,
5-Ey isimleri mukaddes olan,
6-Ey bekasi devam eden,
7-Ey azameti, baha ve kadri olan,
8-Ey büyüklük perdesi olan,
9-Ey gizli nimetleri grup grup bile sayilamayan,
10-Ey ihsan ve nimeti hesap ve sayiya gelmeyen,

76-
1-Ey kullarina yardim eden Muin,
2-Ey açiklanmasi gereken herseyi beyan eden Mübin,
3-Ey kullarina emniyet ve huzur veren Emin,
4-Ey saltanati muhkem, nüfuz ve iktidar sahibi Mekin,
5-Ey hiçbir sey hükmünü sarsmayan ve kendisine güvenilen Metin,
6-Ey azap ve ikabi siddetli olan Sedid,
7-Ey kullarinin her yaptigini gören Sehid,
8-Ey bütün islerini ezeli takdirine göre en güzel bir sekilde neticeye ulastiran Rasid,
9-Ey en çok övülen ve en çok övgüye layik olan Hamid,
10-Ey sonsuz seref sahibi Mecid,

77-
1-Ey yüce arsin sahibi,
2-Ey dos dogru sözün sahibi,
3-Ey yerli yerince yapilan fazl-ü kerem sahibi,
4-Ey kis kivrak yakalayan siddetli azap sahibi,
5-Ey vaad ve tehdit sahibi,
6-Ey uzak olmayan yakin,
7-Ey en fazla övgüye layik olan dost,
8-Ey herseyi mühadesi altinda tutan,
9-Ey kullarina hiçbir sekilde zulmedici olmayan,
10-Ey kuluna sah damarindan daha yakin olan,

78-
1-Ey hiçbir ortak ve veziri olmayan,
2-Ey hiçbir benzeri ve dengi olmayan,
3-Ey günes ve nurlu ayin yar
4-Ey siddetli sikintiya düsmüs fakirleri zenginlestiren,
5-Ey küçük yavrulara rizik veren,
6-Ey düskün ihtiyarlara merhamet eden,
7-Ey korku için kurtulus isteyenlerin siginagi,
8-Ey kullarinin her halini gören,
9-Ey kullarinin ihtiyaçlarindan haberdar olan,
10-Ey herseye gücü yeten,

79-
1-Ey cömertlik ve nimetler sahibi,
2-Ey fazl ve kerem sahibi,
3-Ey siddetli bela ve çetin azaplar sahibi,
4-Ey Levh-i Mahfuz ve Kalemi yaratan,
5-Ey zerreyi, hos rüzgarlari ve nefesleri yaratan,
6-Ey bütün kullarina ilhamda bulunan,
7-Ey zarar ve elemi gideren,
8-Ey gizli sir ve kaygilari bilen,
9-Ey Kabe-i Muazzama ve Harem-i Serifin sahibi,
10-Ey esyayi yoktan yaratan,

80-
1-Ey gerçek adalet sahibi Adil,
2-Ey rizasi için yapilan isleri kabul eden Kabil,
3-Ey herseyden üstün ve yüce olan Fadil,
4-Ey her isin hakiki yapicisi olan Fail,
5-Ey yaratiklarin her isini üzerine alan Kafil,
6-Ey herseyi meydana getiren Cail,
7-Ey her bakimdan eksiksiz olan Kamil,
8-Ey mahlukati yokluk karanliklarindan varlik nuruna çikaran Fatir,
9-Ey kullari için hayir murad eden ve onlari dergahina çagiran Talib,
10-Ey kullarini, rizasina ermek ve cemalini görmek için can attigi Matlub,

81-
1-Ey güç ve havliyle nimet veren,
2-Ey genis ve bol imkanlariyla ikram eden,
3-Ey tekrar tekrar lütufta bulunan,
4-Ey kudretiyle her yerde izzetini gösteren,
5-Ey herseyi hikmetiyle ölçüp biçen,
6-Ey tedbiriyle hükmeden,
7-Ey ilmiyle herseyi idare eden,
8-Ey hilim ve yumusakligiyla kullarini cezalandirmaktan vazgeçen,
9-Ey yüceligiyle beraber kullarina yakin olan,
10-Ey yakinliginda yüceligi tezahür eden,

82-
1-Ey diledigini yaratan,
2-Ey diledigini yapan,
3-Ey diledigine hidayet eden,
4-Ey diledigini saptiran,
5-Ey diledigini bagislayan,
6-Ey diledigine azap eden,
7-Ey dilediginin tevbesini kabul eden,
8-Ey anne rahimlerindeki yavrulari diledigi gibi sekillendiren,
9-Ey yaratiklarinda diledigi seyi ziyade kilan,
10-Ey rahmetini diledigine tahsis eden,

83-
1-Ey hiçbir es ve evlat edinmeyen,
2-Ey kimseyi hükmüne ortak kilmayan,
3-Ey herseye bir plan ve miktar tayin eden,
4-Ey sefkat ve merhameti zeval bulmayip devam eden,
5-Ey melekleri elçi kilan,
6-Ey semada burçlar meydana getiren,
7-Ey yeryüzünü kararli ve barinmaya müsait kilan,
8-Ey insani bir damla sudan yaratan,
9-Ey herseyi sayarak hesabini yapan,
10-Ey herseyi ilmiyle kusatan,

84-
1-Ey esi ve benzeri olmayan Ferd,
2-Ey zat, sifat ve fiilerinde çifti olmayan Vitr,
3-Ey herbir seyde birligini gösteren Ehad,
4-Ey hiçbir seye muhtaç olmayan ve herseyin kendisine muhtaç oldugunu Samed,
5-Ey san, seref ve yüceligi en büyük olan Emced,
6-Ey izzet ve galibiyeti mukayeseye gelmeyen Eazz,
7-Ey sonsuz azamet ve celal sahibi Ecell,
8-Ey bütün gerçeklerden daha gerçek ve ibadete en çok layik olan Ehakk,
9-Ey herkesten fazla isilik yapan Eberr,
10-Ey varliginin sonu olmayan Ebed,

85-
1-Ey kendisini tanimak isteyenlerin marufu,
2-Ey kendisine ibadet edenlerin mabudu,
3-Ey kendisine sükredenlerin meskuru,
4-Ey Kendisini zikredenlerin mezkuru,
5-Ey Kendisini övenlerin mahmudu,
6-Ey Kendisini arayanlar için mevcut olan,
7-Ey Kendisini bir taniyanlarin mevsufu,
8-Ey Kendisini sevenlerin sevgilisi,
9-Ey Kendisini arzulayanlarin mergubu,
10-Ey dergahina dönenlerin maksudu,

86-
1-Ey saltanatından baÅŸka gerçek saltanat olmayan,
2-Ey kullarin senasini saymakla bitiremedigi,
3-Ey mahlukatin celalini vasfedemedigi,
4-Ey künhünü ihatada idraklerin âciz kaldığı,
5-Ey gözlerin kemalini idrak ve ihata edemedigi,
6-Ey zekalarin, sifatlarina ulasmaktan aciz kaldigi,
7-Ey fikirlerin kibriyasinin hakikatine ulasamadigi,
8-Ey insanlarin, sifatlarini güzelce tavsif edemedigi,
9-Ey kullarin, hükmünü geri çevrimedigi,
10-Ey herseyde kendisini tanitan deliller açikça görülen,

87-
1-Ey günahlari için ve kendisine olan ask ve muhabbetten dolayi aglayanlarin sevgilisi,
2-Ey kendisine tevekkül edenlerin dayanagi,
3-Ey hak yoldan sapanlari hidayete erdiren,
4-Ey mü `minlerin dost ve sahibi,
5-Ey kendisini zikredenlerin can yoldasi,
6-Ey bütün güçlülerden daha güçlü,
7-Ey bütün bakanlardan daha iyi gören,
8-Ey bütün ilim sahiplerinden daha alim,
9-Ey kederli biçarelerin kaçip sigindigi,
10-Ey bütün yardim edenlerden daha çok yardim eden,.

88-
1-Ey gerçek ikram sahibi Mükrim,
2-Ey diledigini büyüten v eserleriyle büyüklügünü gösteren Muazzim,
3-Ey mahlukatini çesit çesit nimetlere gark eden Müna im,
4-Ey mahlukatina lazim olan herseyi veren Muti,
5-Ey mahlukatinin ihtiyacini giderip zengin kilan Mugni,
6-Ey canlilara hayat veren Muhyi,
7-Ey mahlukati maddesiz ve örneksiz ilk defa yaratan Mübdi,
8-Ey mahlukatini nimetleriyle hosnut kilan Murzi,
9-Ey mahlukati her türlü tehlikeden kurtaran Münci,
10-Ey bol bol iyilikte bulunan Muhsin,

89-
1-Ey her seye kafi,
2-Ey herseyi idare eden kaim,
3-Ey hiçbirsey kendisine benzemeyen,
4-Ey mülkünde, iradesi disinda hiçbir sey artmayan,
5-Ey hazinelerinden hiçbir sey eksik olmayan,
6-Ey hiçbir sey Kendisine gizli bulunmayan,
7-Ey misli ve benzeri hiçbir sey bulunmayan,
8-Ey her seyin anahtari elinde olan,
9-Ey rahmeti herseyi kusatan,
10-Ey her sey fani oldugu halde kendisi baki kalan,

90-
1-Ey gaybi kendisinden baska kimse bilemeyen,
2-Ey kullarindan kötülügü kendisinden baska kimse defedemeyen,
3-Ey isleri Kendisinden baska kimse idare edemeyen,
4-Ey günahlari Kendisinden baska kimse magfiret edemeyen,
5-Ey kalbleri Kendisinden baskasi degistiremeyen,
6-Ey mahlukati kendisinden baskasi yaratamayan,
7-Ey nimetleri Kendisinden baskasi tamamlayamayan,
8-Ey yagmuru Kendisinden baskasi yagdiramayan,
9-Ey ölüleri Kendisinden baskasi diriltemeyen,
10-Ey kullarini Kendisinden baskasi gerçek zengin kilamayan,

91-
1-Ey belalari kaldiran ve güzellikleri açiga çikaran Kasif,
2-Ey keder ve tasadan kurtarip ferahlatan Faric,
3-Ey her mevcuda münasip bir suret açan ve fetihler müyesser kilan Fatih,
4-Ey kullarina yardim eden Nasir,
5-Ey yaratiklarin her türlü ihtiyacini üzerine alan Damin,
6-Ey her seye fitratinin gayesini emreden amir,
7-Ey her türlü kötülükten sakindiran Nahi,
8-Ey kullarinin ümidi olan Reca,
9-Ey kullarinin ümid besledigi Mürteca,
10-Ey kendisine büyük ümitler beslenen Azimü`r Reca

92-
1-Ey zayiflarin yardimcisi,
2-Ey fakirlerin hazinesi,
3-Ey gariplerin sahibi,
4-Ey dostlarin yardimcisi,
5-Ey düsmanlarin kahredicisi,
6-Ey gökleri yükselten,
7-Ey belalari kaldiran,
8-Ey dostlarin can yoldasi,
9-Ey takva sahiplerinin sevgilisi,
10-Ey zenginlerin ma`budu,

93-
1-Ey her seyin evveli ve ahiri,
2-Ey her seyin ilahi ve sanatkari,
3-Ey her seyin raziki ve haliki,
4-Ey her seyin yaraticisi ve sultani,
5-Ey herseyi daraltan ve genisleten,
6-Ey herseyi ilk defa yaratan ve öldükten sonra tekrar iade eden,
7-Ey her seye gerekli sebepleri yaratan ve bir ölçü takdir eden,
8-Ey herseyi terbiye ve idare eden,
9-Ey herseyi döndüren ve degistiren,
10-Ey herseyi dirilten ve öldüren,

94-
1-Ey yad edenlerin ve yad edilenlerin en hayirlisi,
2-Ey sükrü kabul edenlerin ve sükredilenlerin en hayirlisi,
3-Ey övenlerin ve övülenlerin en hayirlisi,
4-Ey görenlerin ve görülenlerin en hayirlisi,
5-Ey çagiranlarin ve çagrilanlarin en hayirlisi,
6-Ey cevap verenlerin ve cevap verilenlerin en hayirlisi,
7-Ey ünsiyet verenlerin ve Kendisiyle ünsiyet edilenlerin en hayirlisi,
8-Ey bütün dostlarin ve meclis arkadaslarinin en hayirlisi,
9-Ey bütün maksud ve matlublarin en hayirlisi,
10-Ey sevenlerin ve sevilenlerin en hayirlisi,

95-
1-Ey kendisini çagiranlara cevap veren,
2-Ey kendisine itaat edenleri seven,
3-Ey kendisini sevenlere yakin olan,
4-Ey kendisini arzulayanlari çok iyi bilen,
5-Ey kendisine ümit besleyenlere iyilik eden,
6-Ey kendisine isyan edenlere yumusak davranip hemen cezalandirmayan,
7-Ey yumusakliginda hikmetli davranan,
8-Ey hükmünde büyük olan,
9-Ey azametinde merhametli olan,
10-Ey ihsaninda kadim olan,

96-
1-Ey sebepleri takdir eden Müsebbib,
2-itaatkar kullarini kendisine yaklastiran Mukarrib,
3-Ey esyayi hikmetle pes pese getiren Muakkib,
4-Ey kullarinin kalblerini halden hale degistiren mukallib,
5-Ey her seye bir miktar tespit eden Mukaddir.
6-Ey herseyi düzene koyan Mürettib,
7-Ey kullarini iyilige tesvik eden Muraggib.
8-Ey kullarina ögüt veren Müzekkir,
9-Ey mahlukati var eden Mükevvin,
10-Ey sonsuz büyüklük ve azamet sahibi Mütekebbir.

97-
1-Ey bir isitme, kendisini diger bir isitmeden ali koymayan,
2-Ey kendisi için bir is diger bir ise mani olmayan,
3-Ey bir söz, kendisini diger bir sözden oyalamayan,
4-Ey kullarinin bir istegi digerine cevap vermekte kendisini karışıklığa sevk etmeyen,
5-Ey israrla istekte bulunanlarin israri kendisini usandirmayan,
6-Ey müminlerin kalplerini islamla genisleten,
7-Ey zikriyle mütevazi ve husu sahiplerinin kalplerini hos eden,
8-Ey kendisine istiyak duyanlarin kalblerinden kaybolmayan,
9-Ey kendisini arzulayanlarin son arzusu,
10-Ey alemde hiçbir sey kendisine gizli olmayan,

98-
1-Ey herseyi var olmadan bilen,
2-Ey vaadi dogru olan,
3-Ey lütfu açik olan,
4-Ey emri üstün ve galip olan,
5-Ey kitabi saglan olan,
6-Ey kaza ve hükmü var olan,
7-Ey Kur`ani yüce olan,
8-Ey saltanati kadim olan,
9-Ey fazl ü keremi daim olan,
10-Ey Arsi büyük olan,

99-
1-Ey rablik iddia edenlerin ve bütün terbiyecilerin Rabbi,
2-Ey bütün kapilari açan,
3-Ey sebepler tasarrufunda bulunan,
4-Ey sevaplari veren,
5-Ey dogrulari ilham eden,
6-Ey bulutlari yoktan yaratan,
7-Ey azab ve ikabi siddetli olan,
8-Ey hesabi sür’atli gören,
9-Ey dönüs kendisine olan,
10-Ey bagislayan ve tövbeleri kabul eden,

100-
1-Ey Rabbimiz,
2-Ey Ilahimiz,
3-Ey Seyyidimiz,
4-Ey Mevla’miz,
5-Ey Yardimcimiz,
6-Ey Koruyucumuz,
7-Ey Kadirimiz,
8-Ey Razikimiz,
9-Ey Delilimiz,
10-Ey Meded karimiz,

Sen bütün kusur ve noksan sifatlardan münezzehsin, Senden baska Ilah yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.

.

RİSALE-İ NUR OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.


 

.

 Her Güne Ait Kısa ve Özel Dualar


AÅŸağıdaki büyük fazilet ve sevapları olduÄŸu bildirilen duaları, İbn-i Abbas Resulullah’tan (s.a.v) nakletmiÅŸtir:

دعاء اليوم الاول: اللهمَ اجْعلْ صِيامي فيه صِيام الصّائِمينَ وقيامي فيهِ قيامَ القائِمينَ ونَبّهْني فيهِ عن نَومَةِ الغافِلينَ وهَبْ لي جُرمي فيهِ يا الهَ العالَمينَ واعْفُ عنّي يا عافياً عنِ المجْرمينَ.

1. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuÄŸum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey âlemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!

دعاء اليوم الثاني: اللهمّ قَرّبْني فيهِ الى مَرْضاتِكَ وجَنّبْني فيهِ من سَخَطِكَ ونَقماتِكَ ووفّقْني فيهِ لقراءةِ آياتِكَ برحْمَتِكَ يا أرْحَمَ الرّاحِمين.

2. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni kendi hoÅŸnutluÄŸuna yakınlaÅŸtırıp, gazap ve azabından uzaklaÅŸtır. Bu günde ayetlerini okumaya beni muvaffak kıl; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.

دعاء اليوم الثالث: اللهمّ ارْزُقني فيهِ الذّهْنَ والتّنَبيهَ وباعِدْني فيهِ من السّفاهة والتّمْويهِ واجْعَل لي نصيباً مِنْ كلّ خَيْرٍ تُنَزّلُ فيهِ بِجودِكَ يا أجْوَدَ الأجْوَدينَ

3. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana zekâ ve uyanıklık (ibadet ve itaatten gafil olmama) hali ver; beni cahillik ve batıl iÅŸlerden uzaklaÅŸtır. Bu günde indirdiÄŸin her hayırdan bana da bir nasip ayır; cömertliÄŸin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!

دعاء اليوم الرابع: اللهمّ قوّني فيهِ على إقامَةِ أمْرِكَ واذِقْني فيهِ حَلاوَةَ ذِكْرِكَ وأوْزِعْني فيهِ لأداءِ شُكْرَكَ بِكَرَمِكَ واحْفَظني فيهِ بِحِفظْكَ وسِتْرِكَ يا أبْصَرَ النّاظرين

4. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde ÅŸükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!

دعاء اليوم الخامس: اللهمّ اجْعَلْني فيهِ من المُسْتَغْفرينَ واجْعَلْني فيهِ من عِبادَكَ الصّالحينَ القانِتين واجْعَلْني فيهِ من اوْليائِكَ المُقَرّبينَ بِرَأفَتِكَ يا ارْحَمَ الرّاحِمين.

5. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni maÄŸfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve mukarreb velilerinden kıl; lütuf ve ÅŸefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi!

دعاء اليوم السادس: اللهمّ لا تَخْذِلْني فيهِ لِتَعَرّضِ مَعْصِتِكَ ولا تَضْرِبْني بِسياطِ نَقْمَتِكَ وزَحْزحْني فيهِ من موجِباتِ سَخَطِكَ بِمَنّكَ وأياديكَ يا مُنْتهى رَغْبةَ الرّاغبينَ

6. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Sana karşı iÅŸlediÄŸim günahtan ötürü bu günde beni yalnız bırakma; azap kırbacınla beni cezalandırma; bu günde gazabına vesile olacak ÅŸeylerden beni uzaklaÅŸtır; -sonsuz- lütfün ve nimetlerin hakkına, ey ÅŸevkli insanların en büyük arzusu!

دعاء اليوم السابع: اللهمّ اعنّي فيهِ على صِيامِهِ وقيامِهِ وجَنّبني فيهِ من هَفَواتِهِ وآثامِهِ وارْزُقْني فيهِ ذِكْرَكَ بِدوامِهِ بتوفيقِكَ يا هاديَ المُضِلّين

7. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaÅŸtır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeÄŸi bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu ÅŸaÅŸanları hidayet eden!

دعاء اليوم الثامن: اللهمّ ارْزُقني فيهِ رحْمَةَ الأيتامِ وإطْعامِ الطّعامِ وإفْشاءِ السّلامِ وصُحْبَةِ الكِرامِ بِطَوْلِكَ يا ملجأ الآمِلين.

8. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde öksüzlere merhamet etmeyi, -fakirlerin- karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese Selâm vermeyi ve deÄŸerli insanlarla oturup kalkmayı bana nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı

دعاء اليوم التاسع: اللهمّ اجْعَلْ لي فيهِ نصيباً من رَحْمَتِكَ الواسِعَةِ واهْدِني فيهِ لِبراهِينِكَ السّاطِعَةِ وخُذْ بناصيتي الى مَرْضاتِكَ الجامِعَةِ بِمَحَبّتِكَ يا أمَلَ المُشْتاقين.

9. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde geniÅŸ rahmetinden beni nasipsi bırakma; açık delil ve burhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoÅŸnutluÄŸa götür; muhabbetinle ey ÅŸevkli insanların arzusu!

دعاء اليوم العاشر: اللهمّ اجْعلني فيهِ من المُتوكّلين عليكَ واجْعلني فيهِ من الفائِزينَ لَدَيْكَ واجْعلني فيهِ من المُقَرّبينَ اليكَ بإحْسانِكَ ياغايَةَ الطّالِبين.

10. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete eriÅŸenlerden ve sana yakınlaÅŸan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!

دعاء اليوم الحادي عشر: اللهمّ حَبّبْ اليّ فيهِ الإحْسانَ وكَرّهْ اليّ فيهِ الفُسوقَ والعِصْيانَ وحَرّمْ عليّ فيهِ السّخَطَ والنّيرانَ بِعَوْنِكَ يا غياثَ المُسْتغيثين.

11. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde iyilik ve ihsanı bana sevdir; fısk ve günahtan beni nefret ettir; gazabını ve –cehennem- ateÅŸini bana haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı!

دعاء اليوم الثاني عشر: اللهمّ زَيّنّي فيهِ بالسّتْرِ والعَفافِ واسْتُرني فيهِ بِلباسِ القُنوعِ والكَفافِ واحْمِلني فيهِ على العَدْلِ والإنْصافِ وامِنّي فيهِ من كلِّ ما أخافُ بِعِصْمَتِكَ يا عِصْمَةَ الخائِفين.

12. Günün Duası:
Anlamı: Allah’ım! Bu günde örtü ve iffetle beni ziynetlendir; bugün kanaat ve elde olana yetinme libasını bana giydir; beni bu günde adalet ve insafa sevk et ve korktuÄŸum her ÅŸeyden beni emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan -Rabbim-

دعاء اليوم الثالث عشر: اللهمّ طَهّرني فيهِ من الدَنَسِ والأقْذارِ وصَبّرني فيهِ على كائِناتِ الأقْدارِ ووَفّقْني فيهِ للتّقى وصُحْبةِ الأبْرارِ بِعَوْنِكَ يا قُرّةَ عيْنِ المَساكين

13. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni (maddi ve manevi bütün) kir ve pisliklerden temizle; bu günde olması taktir edilen olaylara karşı beni sabırlı kıl. Bu günde takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaÅŸlık yapmaya beni muvaffak eyle; yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!

دعاء اليوم الرابع عشر: اللهمّ لا تؤاخِذْني فيهِ بالعَثراتِ واقِلْني فيهِ من الخَطايا والهَفَواتِ ولا تَجْعَلْني فيه غَرَضاً للبلايا والآفاتِ بِعِزّتِكَ يا عزّ المسْلمين.

14. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde ayak sürçmelerimden dolayı beni cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla. Bu günde beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey Müslümanların izzeti!

دعاء اليوم الخامس عشر: اللهمّ ارْزُقْني فيهِ طاعَةَ الخاشِعين واشْرَحْ فيهِ صَدْري بإنابَةِ المُخْبتينَ بأمانِكَ يا أمانَ الخائِفين.

15. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana huÅŸu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazı insanlar gibi dönüÅŸ yapıp tövbe etmemle göÄŸsümü geniÅŸlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!

دعاء اليوم السادس عشر: اللهمّ وَفّقْني فيهِ لِموافَقَةِ الأبْرارِ وجَنّبْني فيهِ مُرافَقَةِ الأشْرارِ وأوِني فيهِ بِرَحْمَتِكَ الى دارِ القَرارِبالهِيّتَكِ يا إلَهَ العالَمينِفين.

16. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde iyi insanlarla arkadaÅŸ olmaya beni muvaffak kıl ve kötü insanların arkadaÅŸlığından beni uzaklaÅŸtır. Rahmetinle bana ebediyet ve sükûnet yurdu olan -cennette- yer ver; ilahlığın hakkına, ey âlemlerin ilahı!

دعاء اليوم السابع عشر: اللهمّ اهْدِني فيهِ لِصالِحِ الأعْمالِ واقْضِ لي فيهِ الحَوائِجَ والآمالِ يا من لا يَحْتاجُ الى التّفْسير والسؤالِ يا عالِماً بما في صُدورِ العالَمين صَلّ على محمّدٍ وآلهِ الطّاهِرين.

17. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni salih amellere hidayet et; bu günde beni hacet ve arzularıma kavuÅŸtur. Ey açıklamaya ve sormaya ihtiyacı olmayan; ey âlemdekilerin göÄŸsünde bulunanları (içinde geçenleri) bilen –Rabbim-! Muhammed'e ve onun tertemiz Ehlibeyti'ne rahmet et.

دعاء اليوم الثامن عشر: اللهمّ نَبّهْني فيهِ لِبَرَكاتِ أسْحارِهِ ونوّرْ فيهِ قلبي بِضِياءِ أنْوارِهِ وخُذْ بِكُلّ أعْضائي الى اتّباعِ آثارِهِ بِنورِكَ يا مُنَوّرَ قُلوبِ العارفين.

18. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günün seherlerinin bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurların ışığıyla kalbimi aydınlat ve bütün uzuvlarımı bu günün eserlerinden, bereketlerinden yararlandır; nurun ile, ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!

دعاء اليوم التاسع عشر: اللهمّ وفّرْ فيهِ حَظّي من بَرَكاتِهِ وسَهّلْ سَبيلي الى خَيْراتِهِ ولا تَحْرِمْني قَبولَ حَسَناتِهِ يا هادياً الى الحَقّ المُبين.

19. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günün bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaÅŸma yolumu kolaylaÅŸtır; iyi amellerinin kabulünden beni mahrum bırakma; ey apaçık hakka hidayet eden -Rabbim-!

دعاء اليوم العشرين: اللهمّ افْتَحْ لي فيهِ أبوابَ الجِنانِ واغْلِقْ عَنّي فيهِ أبوابَ النّيرانِ وَوَفّقْني فيهِ لِتِلاوَةِ القرآنِ يا مُنَزّلِ السّكينةِ في قُلوبِ المؤمِنين.

20. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde cennet kapılarını (yüzüme) aç; cehennem kapılarını -yüzüme- kapat; bu günde Kur'ân okumaya beni muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren -Yüce Allah-!

دعاء اليوم الحادي والعشرين: اللهمّ اجْعَلْ لي فيهِ الى مَرْضاتِكَ دليلاً ولا تَجْعَل للشّيْطان فيهِ عليّ سَبيلاً واجْعَلِ الجَنّةِ لي منْزِلاً ومَقيلاً يا قاضي حَوائِجَ الطّالِبين.

21. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni hoÅŸnutluÄŸuna götürecek bir kılavuz kıl bana; bu gün Åžeytan'ı bana ulaÅŸtıracak hiçbir yol bırakma; benim yerleÅŸeceÄŸim ve rahat edeceÄŸim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren -Rabbim-!

دعاء اليوم الثاني والعشرين: اللهمّ افْتَحْ لي فيهِ أبوابَ فَضْلَكَ وأنْزِل عليّ فيهِ بَرَكاتِكَ وَوَفّقْني فيهِ لِموجِباتِ مَرْضاتِكَ واسْكِنّي فيهِ بُحْبوحاتِ جَنّاتِكَ يا مُجيبَ دَعْوَةِ المُضْطَرّين.

22. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Fazl-ü rahmetinin kapılarını bugün yüzüme aç; bu günde bereketlerini üzerime indir ve beni hoÅŸnutluÄŸuna vesile olacak ÅŸeylere muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleÅŸtir; ey periÅŸanların duasını kabul eden -Allah-!

دعاء اليوم الثالث والعشرين: اللهمّ اغسِلْني فيهِ من الذُّنوبِ وطَهِّرْني فيهِ من العُيوبِ وامْتَحِنْ قَلْبي فيهِ بِتَقْوَى القُلوبِ يا مُقيلَ عَثَراتِ المُذْنِبين.

23. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde beni günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalbimin imtihanında bana kalplerin takvasını ver; ey günahkârların sürçmelerini bağışlayan –Rabbim-!

دعاء اليوم الرابع والعشرين: اللهمّ إنّي أسْألُكَ فيه ما يُرْضيكَ وأعوذُ بِكَ ممّا يؤذيك وأسألُكَ التّوفيقَ فيهِ لأنْ أطيعَكَ ولا أعْصيكَ يا جَوادَ السّائلين.

24. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde seni razı edecek ÅŸeyleri senden diliyor ve seni rahatsız edecek ÅŸeylerden sana sığınıyorum. -Allah'ım!- Bu günde sana itaat edip karşı gelmemek için senden tevfik ve yardım diliyorum; el el açıp dilenenlere cömert davranan –Rabbim-!

دعاء اليوم الخامس والعشرين: اللهمّ اجْعَلْني فيهِ محبّاً لأوْليائِكَ ومُعادياً لأعْدائِكَ مُسْتَنّاً بِسُنّةِ خاتَمِ انْبيائِكَ يا عاصِمَ قُلوبِ النّبييّن.

25. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Beni bu günde velilerini seven, düÅŸmanlarına düÅŸmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu -Muhammed Mustafa'nın (s.a.a)- sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygamberlerin kalplerini koruyan -Yüce Allah-!

دعاء اليوم السادس والعشرين: اللهمّ اجْعَل سَعْيي فيهِ مَشْكوراً وذَنْبي فيهِ مَغْفوراً وعَملي فيهِ مَقْبولاً وعَيْبي فيهِ مَسْتوراً يا أسْمَعِ السّامعين.

26. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde çabamı mükâfatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü –günahlara- kapa; ey duyanların en iyi duyanı!

دعاء اليوم السابع والعشرين: اللهمّ ارْزُقْني فيهِ فَضْلَ لَيْلَةِ القَدْرِ وصَيّرْ أموري فيهِ من العُسْرِ الى اليُسْرِ واقْبَلْ مَعاذيري وحُطّ عنّي الذّنب والوِزْرِ يا رؤوفاً بِعبادِهِ الصّالِحين.

27. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; iÅŸlerimi zorluktan kolaylığa dönüÅŸtür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve vizr-ü vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına ÅŸefkatli olan!

دعاء اليوم الثامن والعشرين: اللهمّ وفّر حظّي فيهِ من النّوافِلِ واكْرِمْني فيهِ بإحْضارِ المَسائِلِ وقَرّبِ فيهِ وسيلتي اليكَ من بينِ الوسائل يا من لا يَشْغَلُهُ الحاحُ المُلِحّين.

28. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde müstehap (sünnet) amellerden nasibimi çoÄŸalt; -dünya ve ahirette- sorumlu olduÄŸum ÅŸeyleri hazırlayarak bana lütuf ve bağışta bulun; bugünde vesileler arasından sana vesilemi yakınlaÅŸtır bana; ey ısrarla –yalvaranların- ısrarı kendisini –baÅŸkalarıyla ilgilenmekten- alıkoymayan –Rabbim-!

دعاء اليوم التاسع والعشرين: اللهمّ غَشّني بالرّحْمَةِ وارْزُقْني فيهِ التّوفيقِ والعِصْمَةِ وطَهّرْ قلْبي من غَياهِبِ التُّهْمَةِ يا رحيماً بِعبادِهِ المؤمِنين.

29. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde rahmetinle beni kapla; bu günde bana -iyi amelleri yapmak için- tevfik ve -kötü amellerden- korunma -gücü- lütfeyle ve beni ÅŸüphe ve suç unsuru addedilebilecek ÅŸeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan -Rabbim!-

دعاء اليوم الثلاثين:: اللهمّ اجْعَلْ صيامي فيهِ بالشّكْرِ والقَبولِ على ما تَرْضاهُ ويَرْضاهُ الرّسولُ مُحْكَمَةً فُروعُهُ بالأصُولِ بحقّ سَيّدِنا محمّدٍ وآلهِ الطّاهِرين والحمدُ للهِ ربّ العالمين.

30. Günün Duası:
Anlamı: Allah'ım! Bu günde tuttuÄŸum orucu kendin ve resulün beÄŸendiÄŸi ÅŸekilde mükâfatlandırıp kabul buyur ve onun furuunu -iman ve ihlâs olan- usulüyle pekiÅŸtir; efendimiz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeyti hakkında -Ey Rabbim!- Ve bütün övgüler âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur.
.

HZ. EBUBEKİR (r.anh)

Hz. Muhammed (s.a.s.)'in İslâm'ı tebliÄŸe baÅŸlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raÅŸit halifelerin, aÅŸere-i mübeÅŸÅŸerenin ilki. Câmiu'l Kur'an, es-Sıddîk, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.Kur'ân-ı Kerim'de hicret sırasında Rasûlullah'la beraber olmasından dolayı, "...maÄŸarada bulunan iki kiÅŸiden biri..." (et-Tevbe, 9/40) ÅŸeklinde ondan bahsedilmektedir.

Asıl adı Abdülkâbe olup, İslâm'dan sonra Rasûlullah (s.a.s.)'in ona Abdullah adını verdiÄŸi kaydedilir. Azaptan azad edilmiÅŸ mânâsına "atik"; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduÄŸundan dolayı da "sıddîk" lâkabıyla anılmıştır. "Deve yavrusunun babası" manasına gelen Ebû Bekir adıyla meÅŸhur olmuÅŸtur.

TeymoÄŸulları kabilesinden olan Ebû Bekir'in nesebi Mürre b. Kâ'b'da Rasûlullah'la birleÅŸir. Anasının adı Ümmü'l-Hayr Selma, babasının ki Ebû Kuhafe Osman'dır. Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir... b. Murra ...et-Teymî'dir. Bedir savaşına kadar müÅŸrik kalan oÄŸlu Abdurrahman dışında bütün ailesi müslüman olmuÅŸtur. Babası Ebû Kuhafe, Ebû Bekir'in halifeliÄŸini ve ölümünü görmüÅŸtür. Hz. Ebû Bekir'in Rasûlullah (s.a.s.)'den bir veya üç yaÅŸ küçük olduÄŸu zikredilmiÅŸtir. İslâm'dan önce de saygın, dürüst, kiÅŸilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan "hanif" bir tacir olan Ebû Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber'den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslâm için harcamış, kendisi sade bir ÅŸekilde yaÅŸamıştır.

Hz. Ebû Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571'de Mekke'de dünyaya gelmiÅŸ, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle ÅŸöhret bulmuÅŸtur. İçki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir âdet olduÄŸu halde o hiç içmemiÅŸtir. O dönemde Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meÅŸhur olmuÅŸtur. KumaÅŸ ve elbise ticaretiyle meÅŸgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır. Rasûlullah'a iman eden Ebû Bekir (r.a.) İslâm dâvetçiliÄŸine baÅŸlamış, Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebî Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi İslâm'ın yücelmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanların bir çoÄŸu İslâm'ı onun dâvetiyle kabul etmiÅŸlerdir.Hz. Ebû Bekir hayatı boyunca Rasûlullah'ın yanından ayrılmamış, çocukluÄŸundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuÅŸtur. Rasûlullah birçok hususlarda onun görüÅŸünü tercih ederdi. Umûmî ve husûsî olan önemli iÅŸlerde ashâbıyla müÅŸavere eden Peygamber (s.a.s.) bazı hususlarda özellikle Ebû Bekir'e danışırdı. (İbn Haldun, Mukaddime, 206).

Araplar ona "Peygamber'in veziri" derlerdi.TeymoÄŸulları kabilesi Mekke'de önemli bir yere sahipti. Ticaretle uÄŸraşıyorlar, toplumsal temasları ve geniÅŸ kültürlülükleri ile tanınıyorlardı. Hz. Ebû Bekir'in babası Mekke eÅŸrafındandı. Hz. Ebû Bekir, câhiliye döneminde de güzel ahlâkı ile tanınan, sevilen bir kiÅŸi idi. Mekke'de "eÅŸnak" diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi iÅŸlerinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir dostlukları vardı. Sık sık buluÅŸur, Allah'ın birliÄŸi, Mekke müÅŸriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müÅŸâvere ederlerdi. İkisi de câhiliye kültürüne karşıydılar, ÅŸiir yazmaz ve ÅŸiiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.

İslâm'ı benimsemesi  :   Hz. Ebû Bekir, Hira dağından dönen Hz. Muhammed ile karşılaÅŸtığında, Rasûlullah (s.a.s.) ona, "Allah'ın elçisi" olduÄŸunu söyleyip "Yaratan Rabbinin adıyla oku" (el-Alâk, 96/1) diye baÅŸlayan âyetleri bildirdiÄŸi zaman hemen ona: "Allah'ın birliÄŸine ve senin O'nun rasûlü olduÄŸuna iman ettim" demiÅŸtir. Hz. Hatice'den sonra Rasûlullah'a ilk iman eden odur. Hz. Peygamber (s.a.s.) İslâm'ı tebliÄŸinin ilk zamanlarında kiminle konuÅŸtuysa en azından bir tereddüt görmüÅŸ, ancak Ebû Bekir ÅŸeksiz ve tereddütsüz bir ÅŸekilde kabul etmiÅŸtir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), "Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebû Bekir'in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı " diye lâtif bir benzetme de yapmıştır.

Mü'min Ebû Bekir, hayatının sonuna kadar tüm varlığını İslâm'a adamış, bütün hayırlı iÅŸlerde en baÅŸta gelmiÅŸtir.Ebû Bekir Mekke döneminde güçlü kabilelere mensup kiÅŸileri İslâm'a kazandırmaya çalıştı, öte yandan müÅŸriklerin iÅŸkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azad etmekte kullandı. Bilâl, Habbab, Lübeyne, Ebû Fukayhe, Amir, Zinnire, Nahdiye, Ümmü Ubeys bunlardandır.

Kendisi de Mescid-i Haram'da müÅŸriklerin saldırısına uÄŸramıştı. Ebû Bekir, iman ettikten sonra İslâm'ı tebliÄŸe gizli gizli devam ediyordu. Annesi, karısı Ümmü Ruman ve kızı Esma da iman etmiÅŸ, fakat oÄŸulları Abdullah, Abdurrahman ve babası Ebû Kuhafe henüz iman etmemiÅŸlerdi. Osman b. Affan, Sa'd b. Ebî Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah gibi ilk müslümanları İslâm'a dâvet eden odur.

MüÅŸriklerin eziyetleri çoÄŸalıp müslümanlara yapılan baskılar arttıktan sonra Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir'e de HabeÅŸistan'a göç etmesini söylemiÅŸ ve Ebû Bekir yola çıkmış; ancak Berkü'l-Gımâd'da Mekke'nin ileri gelen kabilelerinden İbn Dugunne ile karşılaÅŸtığında İbn Dugunne onu himayesine aldığını ve Mekke'ye dönmesi gerektiÄŸini belirterek, ikisi birlikte Mekke'ye dönmüÅŸlerdir. Ancak ÅŸartlı olarak Ebû Bekir'i himayesine alan İbn Dugunne, Ebû Bekir'in açıktan açığa ibadet etmesi ve inancını yaymaya devam etmesi sebebiyle ÅŸartları yerine getirmediÄŸini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasını söylediÄŸinde Ebû Bekir, onun himayesine ihtiyacı olmadığını, zaten kendisine söz de vermediÄŸini ifade etmiÅŸti: "Senin himayeni sana iâde ediyorum. Bana Allah'ın himayesi yeter."

Böylece onüç yıl Mekke'de Rasûlullah'ın yanında kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. AiÅŸe'nin rivâyetine göre, Rasûlullah hicret emrini alıp Ebû Bekir'e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince Ebû Bekir sevinçten aÄŸlamaya baÅŸlamıştı (İbn HiÅŸâm, es-Sire, II, 485).

Hz. Peygamber'in bir gecede Mekke'den Kudüs'e oradan Sidretü'l Münteha'ya gittiÄŸi İsra ve Mirâc  hâdisesini duyan müÅŸrikler bunu Hz. Ebû Bekir'e yetiÅŸtirdikleri zaman; "O dediyse doÄŸrudur." demiÅŸtir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir'e; ihlâslı, asla yalan söylemeyen, özü doÄŸru, itikadında ÅŸüphe olmayan anlamında, "Sıddîk" lâkabı verildi. Kur'an tâbiriyle, "O, ne iyi arkadaÅŸtı " (en-Nisâ, 4/69) denilebilir.İşte o "Sıddîk" ile o "Emîn", o iki arkadaÅŸ beraberce Sevr dağındaki maÄŸaraya hareket ederek hicret etmiÅŸlerdir.

Hicreti Sevr maÄŸarasına ilk giren Hz. Ebû Bekir, (r.a.) maÄŸarada keÅŸif yaptıktan sonra Rasûlullah içeri girmiÅŸtir. Ebû Bekir'in kızı Esma yolda yemeleri için azıklarını hazırlamıştı. Onlar Mekke'den ayrılınca müÅŸrikler her tarafa adamlarını yollayarak aramaya baÅŸladılar. KureyÅŸ kabilesinin müÅŸrikleri Ebû Cehil baÅŸkanlığında Esma'nın evini aradılar, hakaret edip dayak attılar.Hz. Ebû Bekir (r.a.) hicret yolculuÄŸuna çıkarken yanına bütün parasını almıştı. Buna raÄŸmen kızı Esma onun nerede olduÄŸunu, nereye gittiÄŸini kâfirlere söylememiÅŸtir.

İz süren Mekkeli müÅŸrikler Sevr maÄŸarasına kadar geldiler. Rasûlullah bu sırada Kur'ân'da anlatıldığı biçimde ÅŸöyle diyordu: "Üzülme, Allah bizimledir" (et-Tevbe, 104/40). Nitekim Allah ona güven vermiÅŸ, göremedikleri askerleriyle onu desteklemiÅŸtir; Allah güçlüdür, hakimdir. Kâfirler tüm aramalara raÄŸmen onları bulamadılar. MaÄŸarada üç gün kaldıktan sonra Medine'ye yönelen Rasûlullah ile Ebû Bekir Kuba'ya vardılar.

Ebû Bekir maÄŸarada kaldıkları günü ÅŸöyle anlatır: "Rasûlullah (s.a.s.) ile beraber bir maÄŸarada bulundum. Bir ara başımı kaldırıp baktım. O anda KureyÅŸ casuslarının ayaklarını gördüm. Bunun üzerine, 'Ya Rasûlullah, bunlardan birkaçı gözünü aÅŸağı eÄŸse de baksa muhakkak bizi görür' dedim. O, 'Sus ya Ebû Bekir. İki yoldaÅŸ ki, Allah onların üçüncüsü ola, endiÅŸe edilir mi?' buyurdu.

Kuba'da üç gün kalan Rasûlullah ile Hz. Ebû Bekir nihayet Medine'ye vardılar. Medine'de Hz. Ebû Bekir humma hastalığına tutuldu. Hastalık ilerleyip yataÄŸa düÅŸtüÄŸünde Rasûlullah, "Allah'ım Mekke'yi bize sevgili kıldığın gibi Medine'yi de bize sevgili kıl, hummayı bizden uzaklaÅŸtır' diye dua ettiÄŸi zaman Hz. Ebû Bekir ve hasta olan diÄŸer sahâbîler iyileÅŸtiler.

Bu arada Hz. ÂiÅŸe ile Hz. Muhammed (s.â.s.)'in düÄŸünleri yapıldı. Mescidi Nebî inÅŸâ edildi. Masrafların bir kısmını Hz. Ebû Bekir karşıladı. Medine'de kardeÅŸlik tesis edildiÄŸinde Ebû Bekir'in kardeÅŸliÄŸi Harise b. Zeyd oldu.Hz. Ebû Bekir Medine'de Mescidi Nebî'nin inÅŸasına katıldı. Rasûlullah İslâm'ı yaymak ve düÅŸmanlar hakkında bilgi toplamak için seriyye denilen keÅŸif kollarını Medine dışına gönderiyor, bunlara bazen Hz. Ebû Bekir de katılıyordu. Rasûlullah ile birlikte bizzat çarpıştığı savaÅŸlarda (Bedir'de, Uhud'da, Hendek'te) Ebû Bekir de yer aldı. O, Müreysi, Kurayza, Hayber, Mekke, Huneyn, Taif gazvelerinde de bulundu.

Rasûlullah'ın bizzat idare ettiÄŸi harplere gazve denir. Ebû Bekir, bu sözü geçen büyük savaÅŸlardan baÅŸka, otuzdan fazla gazveye katılmıştır. Çarpışma olmaksızın Veddan, Buvat, Bedr-i Ûlâ, UÅŸeyre gazveleriyle de düÅŸmanlar itaat altına alınmıştır. Bütün bu gazvelerde Hz. Ebû Bekir, Rasûlullah'ın en yakınında yer almış olup onun "veziri" gibi idi.

Bedir'de, oÄŸlu Abdurrahman müÅŸrikler safında yer aldığında Ebû Bekir oÄŸluyla çarpışmıştır. Sadece o deÄŸil, Bedir'de birçok sahâbî, oÄŸlu, kardeÅŸi, babası, dayısı ile çarpışmıştı. Bedir savaşı, müslümanların İslâm'ı herÅŸeyden üstün tuttuklarını, Allah için en yakınları olan müÅŸrikleri kan bağı veya kabile taassubu içinde kalmadan, baÅŸka insanlardan ayırdetmeden öldürdüklerini göstermektedir.

Rasûlullah'ın bir amcası Hamza, İslâm ordusu safındayken öteki amcası Abbas, düÅŸman safındaydı. YeÄŸeni Ubeyde kendi yanındayken, öteki yeÄŸenleri Ebû Süfyan ve Nevfel müÅŸriklerle beraberdi. Hattâ kızı Zeyneb'in eÅŸi Ebû'l-As da Rasûlullah'a karşı müÅŸriklerle birlikte savaşıyordu.

Hicretin 9. yılında Medine'de büyük bir kıtlık oldu. Bu arada Bizans İmparatoru, Åžam'da Hicaz bölgesini istilâ etmek üzere büyük bir ordu hazırladı. Rasûlullah, bu orduya karşı İslâm ordusunu hazırlarken, kıtlık sebebiyle zorluklarla karşılaÅŸtı. Ebû Bekir malının hepsini bu ordunun hazırlanmasında kullandı. Onuncu yılda "Vedâ Haccı"nda bulunan Allah'ın Rasûlü, onbirinci yılda hastalandı.

Hicrî onbirinci yılda hastalanan Rasûlullah (s.a.s.) 13 Rebiyülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefât etti. Onun vefâtını duyan müslümanlar büyük bir üzüntüye kapıldılar ve ilk anda ne yapmaları gerektiÄŸine karar veremediler. Ama o da bir ölümlüydü. Hz. Ömer, onun Hz. Musa gibi Rabbi ile buluÅŸmaya gittiÄŸini, O'nun için "öldü" diyen olursa ellerini keseceÄŸini söylüyordu. Ebû Bekir, Rasûlullah'ın iyi olduÄŸu bir sırada ondan izin alarak kızının yanına gitmiÅŸti. Vefât haberini duyar duymaz hemen geldi, Rasûlullah'ı alnından öptü ve "Babam ve anam sana fedâ olsun ya Rasûlullah. Ölümünde de yaÅŸamındaki kadar güzelsin. Senin ölümünle peygamberlik son bulmuÅŸtur. Åžânın ve ÅŸerefin o kadar büyük ki, üzerinde aÄŸlamaktan münezzehsin. Yâ Muhammed, Rabbinin katında bizi unutma; hatırında olalım ..." dedi.

Sonra dışarı çıkıp Ömer'i susturdu ve; "Ey insanlar, Allah birdir, O'ndan baÅŸka ilâh yoktur, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah apaçık hakikattir. Muhammed'e kulluk eden varsa, bilsin ki o ölmüÅŸtür. Allah'a kulluk edenlere gelince, ÅŸüphesiz Allah diri, bâkî ve ebedîdir. Size Allah'ın ÅŸu buyruÄŸunu hatırlatırım: "Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiÅŸtir. Åžimdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allah ÅŸükredenleri mükâfatlandıracaktır" (Âl-i İmrân, 3/144).Allah'ın kitabı ve Rasûlullah'ın sünnetine sarılan doÄŸruyu bulur, o ikisinin arasını ayıran sapıtır. Åžeytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın, dininizden saptırmasın. Åžeytanın size ulaÅŸmasına fırsat vermeyiniz" (İbn HiÅŸâm, es-Sire, IV, 335; Taberî, Târih, III, 197,198).

Hz. Ebû Bekir bu konuÅŸmasıyla orada bulunanları teskin ettikten sonra Rasûlullah'ın teçhiziyle uÄŸraşırken, Ensâr, Benû Sâide sakifesinde toplanarak Hazrec'in reisi olan Sa'd b Ubâde'yi Rasûlullah'tan sonra halife tayini için bir araya gelmiÅŸlerdir. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde ve Muhacirlerden bir grup hemen Benû Saîde'ye gittiler. Orada Ensâr ile konuÅŸulduktan ve hilâfet hakkında çeÅŸitli müzakereler yapıldıktan sonra Hz. Ebû Bekir, Ömer ile Ebû Ubeyde'nin ortasında durdu ve her ikisinin ellerinden tutarak ikisinden birine bey'at edilmesini istedi. O, kendisini halife olarak öne sürmedi. Hz. Ebû Bekir'in konuÅŸmasından sonra Hz. Ömer atılarak hemen Ebû Bekir'e bey'at etti ve, "Ey Ebû Bekir, müslümanlara sen Rasûlullah'ın emriyle namaz kıldırdın. Sen onun halifesisin ve biz sana bey'at ediyoruz. Rasûlullah'a hepimizden daha sevgili olan sana bey'at ediyoruz" dedi.

Hz. Ömer'in bu âni davranışı ile orada bulunanların hepsi Ebû Bekir'e bey'at ettiler. Bu özel bey'attan sonra ertesi gün Mescid-i Nebî'de Hz. Ebû Bekir bütün halka hutbe okudu ve resmen ona bey'at edildi. Rasûlullah'ın defni salı günü gerçekleÅŸirken, onun nereye defnedileceÄŸi hakkında da bir ihtilâf meydana geldiÄŸinde Hz. Ebû Bekir yine ferasetini ortaya koydu ve "Her peygamber öldüÄŸü yere defnedilir" hadisini ashaba hatırlatarak bu ihtilâfı giderdi. Rasûlullah'ın cenaze namazı imamsız olarak gruplar halinde kılındı. Bütün bunlar olurken, Hz. Ali'nin Hz. Fatıma'nın evinde HaÅŸimoÄŸulları ve yandaÅŸları ile toplandığı ve bey'ata ilk zamanlar katılmadığı nakledilir. Hz. Ali rivâyetlere göre, el-Bey'atü'l-Kübrâ'ya bey'at edildiÄŸi haberini alır almaz, elbisesini yarım yamalak giydiÄŸi halde evden fırlamış ve gidip Hz. Ebû Bekir'e bey'at etmiÅŸtir (Taberî, Târih, III, 207).

Onun aylarca Hz. Ebû Bekir'e bey'at etmediÄŸi haberleri gerçeÄŸe uygun olmasa gerektir. Çünkü onun Ebû Bekir'in üstünlüÄŸünü bildiÄŸi, onun hakkında yaptığı konuÅŸmalar ve tarihin akışı, diÄŸer rivâyetlere aykırıdır.Râsulullah'ın en yakın ashâbı arasında -hattâ Ebû Bekir ile Ömer arasında- zaman zaman ihtilâflar, görüÅŸ ayrılıkları meydana gelmiÅŸse de ilk iki halife zamanında da görüldüÄŸü gibi dâima birliktelik devam ettirilmiÅŸtir. AnlaÅŸmazlık gibi görünen hâdiselerin birçoÄŸunda huy ve karakter farklılığı rol oynuyordu.

Meselâ Ebû Bekir yumuÅŸak ve sâkin davranırken, Ömer sertlik yanlısıydı. Ama her zaman birlikte hareket ettiler. Ebû Bekir'in yönetiminde, Hz. Ali ve Zübeyr b. Avvam Ridde savaÅŸlarında kararların içinde, namazlarda Ebû Bekir'in arkasında yer almışlardır (İbn Kesir, el-Bidâye ve'n Nihâye, V, 249).

Hz. Ali, Rasûlullah'ın bir vasiyeti olsaydı ölünceye kadar onu yerine getireceÄŸini söylemiÅŸ (Taberî, a.g.e., IV, 236) ancak, İbn Abbas'ın Rasûlullah hastalandığı zaman ona gidip hilâfet iÅŸini sormak istemesini geri çevirmiÅŸtir. Yani Hz. Ebû Bekir'in halifeliÄŸine karşı kimseden bir çıkış olmamıştır. Zaten tabii, fıtrî, akli ve maslahata uygun olan da onun halifeliÄŸidir. Hz. Peygamber ölmeden önce yazılı bir ahidname bırakmamış, ancak Hz. Ebû Bekir'in faziletine dair Mescid'de konuÅŸmuÅŸ, hasta yatağındayken onu ısrarla çağırtmış ve yerine İmam tâyin etmiÅŸtir.Hz. Ebû Bekir, kendisine Rasûlullah'ın mirasından pay almak için gelen Hz. Fâtıma'ya, "Rasûlullah'ın yaptığı hiçbir ÅŸeyi yapmaktan geri durmam" diyerek, Fâtıma'nın peygamberin kızı olmasını dinin üstün tutulmasından daha önemsiz görmüÅŸ ve Rasûlullah'ın yanındayken ondan ne duymuÅŸ, ne görmüÅŸse onu tatbik etmiÅŸtir (Taberî, III, 220).

Sonraları Hz. Ali'nin hilâfeti zamanında Fâtıma'ya -ki, Ebû Bekir'e gidip miras isterken onu savunmuÅŸtu- mirastan hiçbir ÅŸey vermemesi de ashâbın Rasûlullah'ın sünnetine nasıl itaat ettiklerinin delilidir (İbn Teymiye, Minhâc'üs-Sünne, III, 230).

Hz. Ebû Bekir "Rasûlullah'ın Halifesi" seçildikten sonra Mescid'de yaptığı konuÅŸmada, "Sizin en hayırlınız deÄŸilim, ama başınıza geçtim; görevimi hakkıyle yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doÄŸru yolu gösteriniz; ben Allah ve Rasûlü'ne itaat ettiÄŸim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez..." demiÅŸtir (İbn HiÅŸâm, es-Sire, IV, 340-341; Taberî, Târih, III, 203).

Mürtedlerle Mücadele  :   Irak ve Suriye Fütühatı, Hz. Ebû Bekir Rasûlullah'ın halifesi olduktan sonra, onun vefâtıyla Arabistan'da Mekke ve Medine dışındaki bölgelerde görülen dinden dönme hareketlerine, yalancı peygamberlere, "namaz kılarız, ama zekât vermeyiz" diyenlere karşı savaÅŸ açtı. Esvedu'l-Ansı, Müseylemetü'l-Kezzâb, Secah, Tuleyha gibi yalancı peygamberlerle yapılan savaÅŸlarla bu zararlı unsurlar yok edilmiÅŸ, isyan bastırılmış, zekât yeniden toplanmaya ve Beytü'l-Mal'e konulup dağıtılmaya baÅŸlanmıştır. Rasûlullah'ın hazırladığı, ancak vefâtı sebebiyle bekleyen Üsâme ordusunu Ürdün'e yollayan Ebû Bekir, Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarını bastırmıştır. İçte isyancılarla mücâdele edilirken, dışta da iki büyük imparatorluÄŸun, İran ve Bizans'ın ordularıyla karşılaşılmıştır. Hîre, Ecnâdin ve Enbâr, savaÅŸlarla İslâm diyarına katılmış, Irak fethedilmiÅŸ, Suriye'nin de önemli kentleri ele geçirilmiÅŸtir. Yermük savaşı devam ederken Hz. Ebû Bekir vefât etmiÅŸtir.

Onun ordusuna verdiÄŸi öÄŸütlerde ÅŸu ibareler vardır: "Kadın, çocuk ve yaÅŸlılara dokunmayın, yemiÅŸ veren aÄŸaçları kesmeyin, ma'mur bir yeri tahrip etmeyin, haddi aÅŸmayın, korkmayın." Gerçekten İslâm ordusu fethettiÄŸi yerlerde kimseye zulmetmemiÅŸ, adaletiyle düÅŸmanların takdirini kazanmış, müslüman olmayıp da cizye vererek İslâm'ın himayesine giren milletler huzur ve emniyet içinde yaÅŸamışlardır.

Kur'ân-ı Kerîm'in Toplanması "Mushaf''ın Meydana gelmesi   :  Hz. Ebû Bekir, Ridde harplerinde, vahiy kâtiplerinin ve kurrâ'nın birçoÄŸunun ÅŸehid olması üzerine, Hz. Ömer'in Kur'ân'ın toplanması fikrine önce sıcak bakmamışsa da sonra ona hak vererek, Kur'ân âyetlerinin toplanmasını saÄŸlamıştır. Rasûlullah zamanında peyderpey inen vahiy, kâtiplerce ceylan derilerine, beyaz taÅŸlara, enli hurma dallarına yazıldığı gibi, ashâbın çoÄŸu da Kur'ân hâfızı idi. Ancak, yazılı olan âyetler dağınıktı, kurrâ da azalınca Kur'ân'ın muhafazası hususunda endiÅŸe edildi. Ebû Bekir, Zeyd b. Sâbit'in baÅŸkanlığında bir heyet teÅŸkil ederek, herkesin elindeki âyetleri getirmesini emretti. Ayrıca ÅŸâhitlerle âyetler doÄŸrulanıyor, kurrâ' ile te'kid ediliyordu. Böylece bütün âyetler toplandı ve "Mushaf" meydana getirildi.Bu Mushaf Ebû Bekir'den Ömer'e, ondan da kızı Hafsa'ya geçti ve Hz. Osman zamanında çoÄŸaltılarak Dârü'l-İslam'ın bütün vilâyetlerine dağıtıldı.

Vefâtı  :  Hilâfeti iki sene üç ay gibi çok kısa bir müddet sürmesine raÄŸmen Hz. Ebû Bekir zamanında İslâm devleti büyük bir geliÅŸme göstermiÅŸtir. Hz. Ebû Bekir Hicrî 13. yılda Cemâziyelâhir ayının başında hicretten sonra Medine'de yakalandığı hastalığının ortaya çıkması üzerine yataÄŸa düÅŸünce yerine Ömer'in namaz kıldırmasını istedi. Ashâbla istiÅŸâre ederek Hz. Ömer'i halifeliÄŸe uygun gördüÄŸünü söyledi. Hz. Ömer'in sert ve kaba oluÅŸu gibi bazı itirazlara cevap verdi ve hilâfet ahitnamesini Hz. Osman'a yazdırdı. Ebû Bekir (r.a.) de, çok sevdiÄŸi Rasûlullah gibi altmışüç yaşında vefât etti. Vasiyeti gereÄŸi Rasûlullah'ın yanına -omuz hizasında olarak- defnedildi. Böylece bu iki büyük insanın, iki büyük dostun, kabirlerinde de birliktelikleri devam etti.

KiÅŸiliÄŸi ve Yönetimi  :  Tâcir olarak geniÅŸ bir kültüre sahip olan Hz. Ebû Bekir, dürüstlüÄŸü ve takvâsı ile ashâb içinde ilk sırada yeralır. Karakteri; yumuÅŸak huyluluk, çok düÅŸünüp çok az konuÅŸmak, tevâzu ile belirgindi. Hz. ÂiÅŸe'nin rivâyetine göre, "gözü yaÅŸlı, gönlü hüzünlü, sesi zayıf" biri idi. Câhiliye döneminde müÅŸrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak iÅŸlerinde onu hakem tanırlardı. Rasûlullah'ın en sadık dostu olan Ebû Bekir'in Mirâc olayında sergilediÄŸi sonsuz baÄŸlılık örneÄŸi ona "es-Sıddîk" lâkabını kazandırmıştır. O bu olayda "O ne söylüyorsa doÄŸrudur" demiÅŸtir.

Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malını mülkünü İslâm için harcamış, vefât ederken vasiyetinde, halifeliÄŸi müddetince aldığı maaÅŸların, topraklarının satılarak iâde edilmesini istemiÅŸ ve geride bir deve, bir köleden baÅŸka birÅŸey bırakmamıştır. Dört eÅŸinden altı çocuÄŸu olan Ebû Bekir, kızı ÂiÅŸe'yi Rasûlullah ile hicretten sonra evlendirmiÅŸtir (Tabakat-ı İbn Sa'd, VI, 130 vd.; İbnu'l-Esir, II, 115 vd).

Hicret sırasında maÄŸarada iken ayağını bir yılan soktuÄŸunda ve ayağı acıdığında o sırada dizine yatıp uyumuÅŸ olan Peygamber'i uyandırmamak için sesini çıkarmaması, aÄŸlarken Hz. Peygamber uyanıp ne olduÄŸunu sorduÄŸunda, "Anam-babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah" demesi olayı Ebû Bekir'in Rasûlullah'a olan baÄŸlılığının örneklerinden sadece biridir. Hz. Ebû Bekir'in beyaz yüzlü, zayıf, doÄŸan burunlu, sakallarını kına ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam olduÄŸu rivâyet edilir (İbnü'l Esir, el-Kâmil fi't-Târih, II, 419-420).

Rasûlullah'tan sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekir'dir. O, Hz. Peygamber'in veziri, fetvâlarda en yakını idi. Rasûlullah'ın, "İnsanlardan dost edinseydim, Ebû Bekir'i edinirdim" (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesâcid, 38: İbn Mâce, Mukaddime, II) ve "Herkeste iyiliklerimin karşılığı vardır, Ebû Bekir hariç" demesi ve son hutbesinde, "Allah, kullarından birini dünya ile kendi katında olan ÅŸeyleri tercih hususunda serbest bıraktı; kul, Allah katında olanı tercih etti'' diye Ebû Bekir'i övmesi ve mescide açılan tüm kapıları kapattırıp yalnız Hz. Ebû Bekir'in kapısını açık bırakması ona verdiÄŸi deÄŸeri göstermektedir.

Hz. Ebû Bekir'in nasslara aykırı hiçbir görüÅŸü bize ulaÅŸmamıştır, çünkü böyle bir reyi yoktur. Ebû Bekir nâsih sünneti çok iyi biliyor, Rasûlullah'ı herkesten çok tanıyordu. Bu yüzden hilâfetinde kendisine karşı içte muhâlif bir hareket olmamış ve fitneler görülmemiÅŸtir (Buhâri, Fedâilü'l-Ashâbı'n-Nebî, 3 ). İhtilâf veya ihtilâflarda çözümsüzlük, bid'atler onun devrinde yaÅŸanmamıştır. "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" buyuran Rasûlullah'ın haberi sanki lâfızda ve mânâda Hz. Ebû Bekir'de zâhir olmuÅŸtur (İbn Teymiye, Külliyat Tercümesi, İstanbul 1988, IV, 329).

Kaynaklarda onun, "Ben ancak Rasûlullah'a tâbiyim, birtakım esaslar koyucu deÄŸilim" diye kararlarında çok titiz davrandığı zikredilir (Taberî, IV, 1845; İbn Sa'd, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kur'ân'a bakar, bulamazsa Sünnet'te araÅŸtırır, orda da bulamazsa ashâbla istiÅŸâre eder ve ictihad ederdi. Ganimetin bölüÅŸümü meselesinde Muhâcir-Ensâr eÅŸitliÄŸi'nin ihtilâfa yol açmasında Ömer'in Muhâcirlere daha çok pay verilmesini savunmasına raÄŸmen ganimeti eÅŸit olarak bölüÅŸtürmüÅŸtür. O sebeple hilâfetinde huzursuzluk çıkmadı.

Rasûlullah ve kendisi, bir mecliste bir anda verilen üç talâkı bir talâk saymışlar, bu daha sonra-birçok "maslahat gereÄŸi" diye yapılan deÄŸiÅŸiklik gibi- üç talâk sayılmıştır. Yani Ebû Bekir, Rasûlullah'ın tüm uygulamalarını aynen tatbik etmek istemiÅŸ; bazen -kalpleri İslâm'a ısındırmak istenenlere toprak vermesi gibi- maslahat gereÄŸi veya zamanın deÄŸiÅŸmesiyle hükümlerin deÄŸiÅŸmesini söyleyen ashâbına uymuÅŸtur. Müslümanlar henüz otuzsekiz kiÅŸiyken Mekke'de Mescid-i Haram'da İslâm'ı tebliÄŸ eden ve müÅŸriklerce dövülen Ebû Bekir'e hilâfetinde "Halifet-u Rasûlillah" denilmiÅŸ, sonraki halifelere ise "Emîrü'l-Mü'minîn" denilmiÅŸtir.

Mâlî iÅŸlerini Ebû Ubeyde, kadılık ve kazâ iÅŸlerini Hz. Ömer, kâtipliÄŸini Zeyd b. Sâbit ve Hz. Ali, baÅŸkumandanlığını Üsâme ve Halid b. Velid yapmıştır. Medine Dârü'l-İslâm'ın baÅŸkenti olmuÅŸ, Mekke, Taif, San'a, Hadramevt, Havlan, Zebid, Rima, Cened, Necran, CureÅŸ, Bahreyn vilâyetlere ayrılmıştır. Yönetimi merkezî olup, ganimetlerin beÅŸte biri Beytü'l-Mal'de toplanmıştır.Hz. Ebû Bekir, Mukillîn denilen çok az hadis rivâyet eden ashâbdan sayılır. O, yanılıp da yanlış birÅŸey söylerim korkusuyla yalnızca yüz kırk iki hadis rivâyet etmiÅŸ veya ondan bize bu kadar hadis rivâyeti nakledilmiÅŸtir.

Hutbe ve öÄŸütlerinden bazıları ÅŸöyledir:"Rasûlullah vahy ile korunuyordu. Benim ise beni yalnız bırakmayan bir ÅŸeytanım vardır... Hayır iÅŸlerinde acele edin, çünkü arkanızdan acele gelen eceliniz var... Allah için söylenmeyen bir sözde hayır yoktur... Herhangi bir yericinin yermesinden korktuÄŸu için hakkı söylemekten çekinen kimsede hayır yoktur... Amelin sırrı sabırdır... Hiç kimseye imandan sonra saÄŸlıktan daha üstün bir nimet verilmemiÅŸtir... Hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz .

 

.

« Önceki ::